Bizimle iletişime geçin

Çamlık TV, Korona virüs ile Plastik poşetler arasındaki ilişki

Yayınlanma

Tarih

Haberler

Prof. Dr. Hamdi TEMEL, Öğrencilerle Bilim ve Çevre Bilinci Üzerine Buluşuyor

Yayınlanma

Tarih

Yazar

0 views

Yozgat’ın yetiştirdiği akademisyenlerden Prof. Dr. Hamdi TEMEL, 17 Şubat 2026 tarihinde Şehit Nuri Çelik Ortaokulu’nda düzenlenecek iki ayrı etkinlik kapsamında öğrencilerle bir araya gelecek.

Saat 13.30’da gerçekleştirilecek “Gelecek Nesiller İçin Temiz Çevre, Sağlıklı Yaşam” başlıklı Bilim Söyleşisi’nde Prof. Dr. Temel, çevre kirliliği, mikroplastikler, suyun önemi, sürdürülebilir yaşam ve bireysel farkındalığın toplum sağlığı üzerindeki etkileri gibi güncel ve kritik konuları ele alacak. Söyleşide özellikle genç nesillerde çevre bilinci oluşturmanın önemi vurgulanacak ve bilimin rehberliğinde sağlıklı bir gelecek inşa etmenin gerekliliği anlatılacak.

Aynı gün saat 14.30’da düzenlenecek İmza Günü etkinliğinde ise Prof. Dr. Hamdi Temel, okurlarıyla buluşarak kitaplarını imzalayacak. Bilimsel birikimini halkın anlayabileceği bir dille kaleme aldığı eserlerinde; çevre sorunları, suyun hayati önemi ve insan sağlığını tehdit eden modern risk faktörleri gibi konulara dikkat çeken Temel, genç okurlarla birebir sohbet etme fırsatı da bulacak.

Etkinlikler, öğrencilerin bilime olan ilgisini artırmayı, çevresel farkındalık kazandırmayı ve kitap okuma kültürünü teşvik etmeyi amaçlamaktadır.

Okumaya devam et

Haberler

Yozgat’ta 43 akademisyen sağlık açısından sarı kantaron bitkisini inceledi

Yayınlanma

Tarih

Yazar

0 views

Bozok Üniversitesi’nde görev yapan 43 akademisyen, doğada kendiliğinden yetişen, binlerce yıllık geleneksel kullanımıyla dikkatİ çeken, modern tıbbın da etkisini kanıtladığı belirtilen sarı kantaron bitkisi ile ilgili alan taraması yaptı. Toplanan bitkilere ilişkin elde edilen bilgiler, farklı branşlarda uzman akademisyenler tarafından “Sağlık Bilimleri Açısından Sarı Kantaron” adlı kitap haline getirildi. Kitabın editörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Hamdi Temel, sarı kantaron bitkisinin depresyon tedavisinde kullanılan etkili bileşenlerinden cilt yenileyici özelliklerine, enfeksiyon hastalıklarında destekleyici kullanımından nöroprotektif etkilerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olduğunu söyledi.

Haber: Seyfi Çelikkaya

(YOZGAT) – Bozok Üniversitesi’nde görev yapan 43 akademisyen, doğada kendiliğinden yetişen, binlerce yıllık geleneksel kullanımıyla dikkatİ çeken, modern tıbbın da etkisini kanıtladığı belirtilen sarı kantaron bitkisi ile ilgili alan taraması yaptı. Toplanan bitkilere ilişkin elde edilen bilgiler, farklı branşlarda uzman akademisyenler tarafından “Sağlık Bilimleri Açısından Sarı Kantaron” adlı kitap haline getirildi. Kitabın editörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Hamdi Temel, sarı kantaron bitkisinin depresyon tedavisinde kullanılan etkili bileşenlerinden cilt yenileyici özelliklerine, enfeksiyon hastalıklarında destekleyici kullanımından nöroprotektif etkilerine kadar geniş bir kullanım alanına sahip olduğunu söyledi.

Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel, çalışmada kantaronun geleneksel bilgiden modern bilime uzanan yolculuğunun, bilimsel metodolojiyle harmanlanarak ele alındığını, kitabın yalnızca sağlık bilimleri alanında çalışan akademisyen ve profesyoneller için değil, aynı zamanda bitkisel tedavi yöntemlerine ilgi duyan herkes için önemli bir başvuru kaynağı olacağını aktardı. Çalışmanın multidisipliner bir yaklaşımla eczacılıktan tıbbi farmakolojiye, biyokimyadan fitoterapiye kadar birçok alanı kapsayan zengin bir içeriğe sahip olduğunu kaydeden Temel, sarı kantaron bitkisinin binlerce yıllık geleneksel kullanımıyla dikkati çeken, modern tıbbın ışığında da etkisi kanıtlanmış bir bitki olduğunu bildirdi.

“Tam bir akademik kitap oldu”

Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri olarak her yıl bir kitap çalışması yaptıklarını vurgulayan Prof. Dr. Temel, “Geçen yıl, bir yıl süren Sağlık Bilimleri Açısından Sarı Kantaron kitabımız çıktı. Gerçekten çok önemli bir kitap. Çünkü sarı kantaron hypericum perforatum dediğimiz Latince ismi olan, Anadolu kültürümüzde de oldukça yaygın olan bir şifa bitkisi” dedi ve şöyle devam etti:

“Milattan önce Yunan tarihine de dayanıyor, Çin tarihine de dayanıyor. Bizim kendi tarihimizde halen Ege bölgesindeki insanların, Mersin yöresindeki o bölgedeki insanların evlerinde böyle sarı kantaron toplayıp evlerinde yağlarını elde edip, bunları kullandıklarını görüyoruz. Eliniz yaralandığı zaman, çizildiği zaman, bir yara oluştuğu zaman hemen ilk akla gelen sarı kantaron. Çok doğru bir şeydi gerçekten. Bir çizik, bir yara gördüğünüz zaman sarı kantaron yağını oraya ilave ettiğiniz zaman orada iz bile kalmadığını görüyorsunuz. Bu kadar gerçekten mucizevi şifalı bir bitki. Sadece bu amaçlı kullanmamışlar. Depresyon için kullanmışlar eskiden. Uyku problemi çeken insanlar sarı kantaronu kullanmış. Hem tozunu elde etmişler, kullanmışlar. Hem de ekstrelerini, yağlarını çıkararak kullanmışlar. Halk arasında çok yanlış bilgiler de var. Akademisyenler olarak kitabımızda 43 tane alanında uzman hocayı topladık. İşin hem farmakolojik boyutunu hem biyokimya boyutunu hem mikrobiyal boyutunu hem Kovid ilişkisini hem nörolojik olarak antidepresan özellikleri var mı, Alzheimer’a, Parkinson’a iyi geliyor mu, gelmiyor mu, gıda olarak nasıl kullanmışlar, diş hekimindeki uygulamaları nedir; inanılmaz derecede çok güzel bir kitabımız oldu. Tam bir akademik kitap oldu. İşin endüstriyel boyutunda ve tabii ki ilk girişte biraz botanik ve bitki türlerine de girdi, Ziraat Fakültesi’ndeki hocalarımız. Bu alanda da ilgili çalışmalarını ilk girişte yaptı ama daha sonraki bütün bölümlerimiz sarı kantaronun sağlık bilimleri açısından nasıl etkileri var? Ne yapılması lazım? Mesela sarı kantaron kanser çalışmalarındaki son durum nedir? Bunları bile inceledik.”

Temel, çalışmanın tıp, eczacılık, fen edebiyat, diş hekimliği, gıda mühendisliği gibi alanlarda ders kitabı olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.

Çalışmayı yaparken sağlık noktasına odaklandıklarını, kullanımdaki yanlışlıklara da dikkat çekip, uyarılarda bulunduklarını aktaran Temel, sarı kantaronun depresyon, uykusuzluk gibi sorunlara iyi geldiğini ancak sarı kantaron kullanımının, kişilerin bu rahatsızlıklara yönelik ilaç kullanıyor olmaları durumunda çok farklı yan etkileri olabileceğine de dikkati çektiklerini anlattı.

“Eğer eliniz mutfakta çalışırken yandı, hemen oraya sarı kantaron koyarsanız şifasını görürsünüz”

Prof. Dr. Temel, çekilen dişlerin ardından oluşan apselerin tedavisinde de sarı kantaronun kullanılabildiğini bildirerek, şu bilgileri verdi:

“Bunların akademik boyutları detaylı bir şekilde açıklanmış oldu. İlk aklımıza gelen şey gerçekten çok iyi bir yanık ve yara merhemi olarak kullanabiliriz bunu. Eğer eliniz mutfakta çalışırken yandı, hemen oraya sarı kantaron koyarsanız şifasını görürsünüz. Yaralanma meydana geldi, hemen sarı kantaronu kullanabilirsiniz. Uyku problemi çekiyorum dediğiniz zaman bunların hepsi doktor kontrolünde kliniksel olarak kontrol edilmesi gerekiyor ama eğer siz hafif şiddette bir depresyonunuz varsa kafanız bir şeye takıldı falan belki o zaman sarı kantaron kullanabilirsin ama bunu siz bir tedavi amaçlı olarak eskiden kullanıldığı gibi biz şu an kullanabilirsiniz diyemiyoruz. Bunları kitabımızda işledik. Kanser çalışmalarıyla ilgili inanılmaz derecede çalışmalar var bunlarla ilgili ama kesinlikle şu kanser türüne iyi geldi falan demek şu an için erken. Bununla ilgili net bilgiler yok doğrusu.”

Okumaya devam et

Köşe Yazıları

Acı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü

Yayınlanma

Tarih

Yazar

0 views

Acı biberi sevenler iyi bilir: Yedikçe yanarsınız, yandıkça da keyif alırsınız. Alnınız terler,
yüzünüz kızarır ama ardından bir rahatlama hissedersiniz. Aslında tüm bu yaşadıklarımız, acı
biberin mutluluk duygusuyla olan doğrudan ilişkisini gösterir. Bu konuyu açmak istiyorum.
Bu etkinin arkasındaki asıl neden, acı biberin içinde bulunan kapsaisin adlı doğal maddedir.
Kapsaisin, acı biberi acı yapan bileşendir ama aynı zamanda vücudumuzda ağrı, metabolizma
ve hatta ruh hâli üzerinde etkili olan güçlü bir moleküldür.
Acı biber yediğimizde dilimizde yanma hissi oluşur. Bunun nedeni kapsaisinin,
vücudumuzdaki “ısı ve ağrı algılayan sinir uçlarını” uyarmasıdır. Beynimiz bu uyarıyı gerçek
bir yanık gibi algılar. Aslında ortada bir yanık yoktur; beyin öyle zanneder.
Ama işin ilginç kısmı burada başlar.
Vücut bu sahte tehlikeye karşı kendini korumak için hemen savunmaya geçer.
Kapsaisin adlı bu mucizevi madde ağrı sinyali oluşturduğunda, beyin buna karşılık endorfin
salgılar. Endorfin, vücudun kendi ürettiği doğal ağrı kesici ve mutluluk hormonudur. Spor
yaptıktan sonra hissedilen o iyi hâlin temel sebebi de endorfindir.
Yani acı biber:
Vücudu kısa süreli bir stresle uyarır
Beyni “tehlike var” diye harekete geçirir
Ardından endorfin salgılanmasını artırır
Sonuç?
Yanmanın ardından gelen rahatlama, keyif ve hafif mutluluk hissi.
Bu nedenle bazı insanlar acı yedikçe kendini daha enerjik, daha iyi ve hatta daha mutlu
hisseder. Acı biberin “alışkanlık yapıyor” gibi algılanmasının nedeni de budur.
Kapsaisinin bir başka ilginç özelliği de şudur: İlk başta ağrı hissi verir ama zamanla ağrıyı
azaltır.

Düzenli ve kontrollü temas halinde sinir uçları zamanla daha az tepki vermeye başlar. Bu
sayede kapsaisin; eklem ağrılarını, kas tutulmalarını ve sinir kaynaklı ağrıları hafifletici etki
gösterebilir. Günümüzde eczanelerde satılan pek çok ağrı kesici krem ve merhemin kapsaisin
içermesinin temel nedeni de budur.
Kapsaisin en çok acı biber türlerinde bulunur. Özellikle acı sivri biber, pul biber, cayenne
biberi ile jalapeño, chili ve habanero gibi acı biber çeşitleri kapsaisin açısından zengindir.
Ayrıca acı soslar ve acı baharatlar da önemli kapsaisin kaynakları arasında yer alır.
Tatlı dolmalık biberler ise kapsaisin içermez; bu yüzden acı değildirler.
Acı biber yediğinizde vücut ısınız hafif yükselir, terlersiniz. Bu da kapsaisinin metabolizmayı
harekete geçirmesinden kaynaklanır. Enerji harcaması artar, yağ yakımını destekler.
Burada önemli bir hatırlatma yapmak gerekir. Mide hassasiyeti olanlar ile reflü, gastrit ya da
ülser sorunu yaşayan kişilerin acı biberi ölçülü tüketmesi önemlidir. Aksi hâlde fayda
beklenirken rahatsızlık ortaya çıkabilir. Mesele acıyı hayatımızdan tamamen çıkarmak değil,
onu doğru dozda ve bilinçli şekilde tüketmektir.
Zor zamanlardan geçiyoruz. Dünyada yaşanan acımasız olaylar, sapkınlıklar, ekonomik
kaygılar, günlük sınav yada farklı stresler ve belirsizlikler ruhumuzu yeterince yoruyor. Belki
de bu yüzden küçük mutluluklara her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Adeta küçük bir mucize olan acı biber, bize hayata dair çok zarif bir ders veriyor: Vücut,
acıya bile bir çıkış yolu bulabiliyor. Eğer biyolojimiz bir yanma hissine karşı mutluluk
hormonu üretebiliyorsa, biz de hayatın yakıcı tarafları karşısında kendi savunma
mekanizmalarımızı geliştirebiliriz.
Belki bir lokma acı biber dünyadaki dertleri bitirmez; ama bazen bir tabak yemekten fazlasını
yapar. Bizi kendimize getirir, direnç kazandırır ve her problemin ardından bir serinliğin
geleceğini hatırlatır. Manevi iklimimizi güçlendirmenin yanında soframızda acıya da yer
açmak, belki de acılarımızı söndürmenin yollarından biri olabilir.
Zira Allah, maddi ve manevi her derde bir çözümü bu dünyada bizlere sunmuştur.

Okumaya devam et

Trendler

Prof. Dr. Hamdi Temel © 2020 Tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki yazıların izinsiz ve kaynak gösterilmeden paylaşılması yasaktır.

Toplam Ziyaretçi Sayısı

maksibet giriş maksibet film hd izle film izle film hd izle şutbet giriş şutbet oslobet giriş oslobet betmoris giriş betmoris elexusbet giriş favorislot elexusbet giriş