Prof.Dr.Hamdi Temel Naylon Aşkı Öldürür 2
Köşe Yazıları
Ramazan’da Baş Ağrısı ve Böbrekler
Ramazan ayı, sadece bedenin aç kalması değil; kalbin arınması ve vicdanın yumuşamasıdır. Aynı zamanda sabrın derinleştiği ve merhametin çoğaldığı günlerdir de.
Ancak unutulmamalıdır ki Ramazan sadece ruhumuzu değil, bedenimizi de terbiye eder. Bu köşe yazımda daha çok bedenimizden bahsetmek istiyorum.
Maneviyatımızı güçlendirirken, uzun saatler süren susuzluğa karşı bedenimizin verdiği sinyalleri doğru okumak zorundayız. Özellikle baş ağrısı ve böbrek yükü, ihmal edilmemesi gereken iki hayati uyarıdır. İbadetlerimizi sağlıkla ve sürdürülebilir şekilde yerine getirebilmek için aşağıdaki hususlara dikkat etmemiz gerekir.
Baş Ağrısı: Açlık mı, Susuzluk mu?
Ramazan’da en sık karşılaşılan şikâyetlerin başında gelen baş ağrısı, çoğu zaman yanlış bir algıyla sadece “açlığa” bağlanır. Oysa bu ağrıların asıl faili genellikle susuzluktur yani dehidrasyon.
Uzun süreli sıvısızlık; kan hacmini azaltır, beyne giden oksijen miktarını düşürür ve elektrolit dengesini bozar. Sonuç; sadece bir baş ağrısı değil, aynı zamanda baş dönmesi, halsizlik ve konsantrasyon kaybına da yol açar.
Asıl Yük Böbreklerin Omuzlarında
Mesele sadece geçici bir baş ağrısı da değildir. Baş ağrısı, vücudun verdiği ilk alarmdır. Asıl sessiz mücadele ise böbreklerde yaşanır. Susuzlukla birlikte böbreklerin filtrasyon hızı düşer ve toksin atılımı yavaşlar. Sağlıklı bireyler bu durumu tolere edebilirken; böbrek fonksiyonu sınırda olanlar, diyabet veya tansiyon hastaları için risk katlanarak artar. Hafife alınan bir susuzluk, akut böbrek hasarına kadar uzanan ciddi bir tabloya dönüşebilir. Bu nokta da kritik bir uyarı yapalım: Kronik rahatsızlığı olanlar, oruç kararını mutlaka hekimleriyle istişare etmeli ve ilaç saatlerini doktor kontrolünde düzenlemelidir.
Ramazan’da sağlığı korumanın anahtarı, iftar ile sahur arasındaki süreyi bilinçli yönetmektir. Bir anda litrelerce su içerek yapılan “su yüklemesi” mideyi yormaktan ve emilim verimini düşürmekten başka işe yaramaz. Doğru olan planlı su içmektir. Yani, iftar ile sahur arasında en az 2 litre sıvı tüketilmelidir. Bu içmeyi de zamana yaymalıyız. Mümkünse iftardan sonra saat başı birer bardak şeklinde içilmeliyiz. Sahura kalkmamak ise vücudu savunmasız bırakmaktır. Sahur, böbrek sağlığı için bir “güvenlik tamponu” görevi görür.
Tuz ve Protein Dengesi
Beslenmedeki denge de suyun vücutta kalma süresini belirler. Günlük tuz tüketimi 5 gramı (yaklaşık bir tatlı kaşığı) geçmemelidir. Aşırı tuzlu ve salamura gıdalar susuzluğu tetiklerken, aşırı protein tüketimi de böbreklere ek yük bindirir.
Sonuç olarak, Ramazan’da baş ağrısı basit bir ağrı değil; vücudun “su dengem bozuldu” diyen erken uyarı sistemidir. Bu uyarıyı ciddiye almalıyız. Çünkü baş ağrısı iftarda geçer, ancak böbreklerde oluşacak hasar kalıcı olabilir.
Huzurlu, sağlıklı ve bilinçli bir Ramazan dileğiyle.
Haberler
Kadışehri’nde Çevre Bilinci Hamlesi: Sağlıklı Nesiller İçin Bilim Söyleşisi
Yozgat’ın Kadışehri ilçesinde, Şehit Nuri Çelik Ortaokulu’nda düzenlenen “Gelecek Nesiller İçin Temiz Çevre, Sağlıklı Yaşam” başlıklı bilim söyleşisi ve imza günü etkinliği yoğun katılımla gerçekleştirildi. Programa konuk akademisyen Prof. Dr. Hamdi Temel katılırken; Kadışehri Belediye Başkanı Davut Karadavut ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Nuri Aksoy da etkinlikte yer aldı.
Bilim söyleşisinde çevre kirliliği, mikroplastiklerin insan sağlığı üzerindeki etkileri, su kaynaklarının korunması ve sağlıklı yaşam kültürü kapsamlı şekilde ele alındı. Prof. Dr. Hamdi Temel, mikroplastiklerin su, toprak ve gıda zinciri yoluyla insan vücuduna kadar ulaştığını belirterek, bunun uzun vadede halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Öğrencilere, plastik kullanım alışkanlıklarının gözden geçirilmesi, bilinçli tüketim davranışı geliştirilmesi ve sürdürülebilir yaşam bilincinin erken yaşta kazanılmasının önemi aktarıldı.
Söyleşi boyunca öğrencilerin akademik gelişim süreçleri de değerlendirildi. Bilimin rehberliğinde düşünmenin, sorgulamanın ve üretmenin gerekliliği üzerinde duran Temel, gençlere bilimsel bakış açısının hayat boyu bir kazanım olduğunu vurguladı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda merak edilen sorular yanıtlandı ve interaktif bir ortam oluştu.
Kadışehri Belediye Başkanı Davut Karadavut, gençlere çevre bilinci ve sağlıklı yaşam farkındalığı kazandırmanın yerel yönetimlerin de sorumluluğu olduğunu belirterek, bu tür etkinliklerin geleceğe yapılan en değerli yatırımlardan biri olduğunu ifade etti. İlçe Milli Eğitim Müdürü Nuri Aksoy ise programın organizasyonunda emeği geçen okul yönetimine ve öğretmenlere teşekkür ederek, öğrencilerle buluşan Prof. Dr. Hamdi Temel’e katkılarından dolayı memnuniyetini dile getirdi.
Şehit Nuri Çelik Ortaokulu Müdürü Hamza Karataş da yaptığı değerlendirmede, “Prof. Dr. Hamdi Temel’in ilçemize kadar gelerek öğrencilerimizle buluşması bizleri son derece onurlandırmıştır. Öğrencilerimizin bilim insanlarıyla birebir temas kurması, çevre bilinci ve sağlıklı yaşam konusunda doğrudan bilgi edinmesi eğitim hayatları açısından çok kıymetlidir. Bu anlamlı katkı için kendilerine teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.
Program sonunda düzenlenen imza etkinliğinde öğrenciler, Prof. Dr. Hamdi Temel ile birebir görüşme ve kitaplarını imzalatma fırsatı buldu. Samimi ve verimli bir atmosferde tamamlanan etkinlik, Kadışehri’nde çevre bilinci yüksek, sağlıklı ve bilim odaklı bir nesil yetiştirme hedefi doğrultusunda önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Kadışehri’nde gerçekleştirilen bu buluşma, genç nesillere yalnızca akademik başarı değil; aynı zamanda temiz çevre, sürdürülebilir yaşam ve toplumsal sorumluluk bilinci kazandırma yolunda güçlü bir mesaj verdi.
Haberler
Yozgat Bozok Üniversitesi Akademisyenlerinden Klinik Odaklı “Sarı Kantaron” Eseri
Yozgat Bozok Üniversitesi akademisyenleri tarafından hazırlanan ve editörlüğünü Prof. Dr. Hamdi Temel’in üstlendiği Sağlık Bilimleri açısından Sarı Kantaron kitabı, özellikle klinik boyutu ön plana çıkaran kapsamlı bir bilimsel eser olarak yayımlandı.
Bu çalışma; başta Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri olmak üzere, üniversitenin Diş Hekimliği Fakültesi, Ziraat Fakültesi, Veteriner Fakültesi, Boğazlıyan Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Bilimleri Fakültesi akademisyenlerinin yanı sıra Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim üyelerinin katkılarıyla hazırlanmış disiplinler arası nitelikte bir bilimsel üretimdir.
Eserde; Tıp Fakültesi’nden klinik ve temel tıp bilimleri alanında çalışan akademisyenler, Diş Hekimliği Fakültesi’nden oral biyoloji ve yara iyileşmesi üzerine uzman öğretim üyeleri ile Sağlık Bilimleri Fakültesi’nden halk sağlığı ve klinik uygulama alanında yetkin akademisyenler aktif bilimsel katkı sunmuştur. Ayrıca Ziraat ve Veteriner Fakülteleri bünyesindeki araştırmacılar, bitkinin botanik, farmakognozik, toksikolojik ve deneysel boyutlarının değerlendirilmesinde önemli rol üstlenmiştir.
Bu bütüncül akademik iş birliği sayesinde eser, yalnızca bir bitki monografisi olmanın ötesine geçmiş; temel bilimlerden klinik uygulamaya uzanan geniş bir perspektifle hazırlanmış, kanıta dayalı veriler ışığında sağlık profesyonellerine rehberlik etmeyi amaçlayan multidisipliner bir referans kitap niteliği kazanmıştır.
Formun Üstü
Formun Altı
Klinik Perspektifle Hazırlanmış Bir Fitoterapi Kitabı
Yaklaşık bir yıl süren titiz bir hazırlık sürecinin ardından tamamlanan kitapta, Sarı Kantaron (Sarı Kantaron) yalnızca geleneksel kullanımıyla değil; klinik veriler, farmakolojik mekanizmalar ve hasta güvenliği çerçevesinde ele alınmıştır.
Eserde özellikle:
- Majör depresyon ve hafif-orta şiddette depresif tablolar
- Nörobiyolojik mekanizmalar (serotonin geri alım inhibisyonu, endojen opioid sistem etkileri)
- Anti-inflamatuar ve antioksidan etkiler
- Gastrointestinal sistem üzerindeki deneysel ve klinik bulgular
- Yara iyileşmesi ve mukozal uygulamalar
- İlaç etkileşimleri (CYP450 indüksiyonu başta olmak üzere)
- Güvenlilik, kontrendikasyon ve doz sınırları
- Gıda ve Kozmetik Endüstrisinde Kullanımı
Gibi kanıta dayalı tıp perspektifiyle değerlendirilmiştir.
Kitap hazırlanırken 300’ün üzerinde ulusal ve uluslararası bilimsel kaynak incelenmiş; her bölüm literatür temelli olarak kaleme alınmıştır.
Prof. Dr. Hamdi Temel’in Değerlendirmesi
Kitap editörü Prof. Dr. Hamdi Temel, eserin ortaya çıkış süreciyle ilgili şu değerlendirmede bulundu:
“Bu eser, Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi akademisyenlerinin ve diğer fakültelerimizin bilimsel birikiminin somut bir ürünüdür. Ancak özellikle vurgulamak isterim ki; bu kitabın hazırlanma sürecinde en büyük övgüyü, büyük emek veren değerli hocalarımız hak etmektedir. Disiplinler arası güçlü bir akademik iş birliği ile yürütülen yaklaşık bir yıllık bir çalışmanın sonucunda bu eser ortaya çıkmıştır.”
Prof. Dr. Temel ayrıca kitabın yalnızca bir yayın olmadığını, aynı zamanda yeni akademik çalışmaların başlangıcı olduğunu belirterek şunları ifade etti:
“Bu kitapla birlikte artık bilgilerimizi projelere, deneysel çalışmalara ve uluslararası yayınlara dönüştürme süreci başlamıştır. Klinik temelli fitoterapi alanında daha güçlü bilimsel çıktılar üretmeyi hedefliyoruz.”
Sonuç
Sarı Kantaron kitabı, Yozgat Bozok Üniversitesi’nin bilimsel üretim kapasitesini ve klinik odaklı akademik yaklaşımını yansıtan önemli ve kapsamlı bir çalışma olarak değerlendirilmektedir. Kanıta dayalı tıp perspektifiyle hazırlanan bu eser; fitoterapi alanında güvenilir ve literatür temelli bilgi arayan başta hekimler olmak üzere, diş hekimleri, eczacılar, hemşireler, sağlık profesyonelleri ve araştırmacılar için güçlü bir başvuru kaynağı niteliği taşımaktadır.
Bununla birlikte kitap;
- Tıp Fakültesi öğrencileri,
- Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri,
- Eczacılık Fakültesi öğrencileri,
- Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencileri,
- Veteriner Fakültesi öğrencileri,
- Lisansüstü düzeyde yüksek lisans ve doktora araştırmacıları
için de teorik bilgi ile klinik uygulama arasındaki köprüyü kuran akademik bir rehber niteliğindedir.
Eserde yer alan farmakolojik mekanizmalar, klinik etki profilleri, ilaç etkileşimleri ve güvenlilik sınırları; öğrencilerin yalnızca bitkisel ürünleri tanımasını değil, aynı zamanda bilimsel sorgulama yeteneği kazanmasını da hedeflemektedir.
Bu yönüyle kitap, yalnızca mevcut literatürü derleyen bir çalışma değil; aynı zamanda yeni projelere, deneysel araştırmalara ve akademik yayınlara zemin hazırlayan, eğitim ve araştırma süreçlerine katkı sunan sürdürülebilir bir bilimsel referans eseri olarak konumlanmaktadır.
-
Köşe Yazıları2 ay önceLimon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
-
Köşe Yazıları2 ay önceEpsom Tuzu: Sandığımız Tuz Değil
-
Köşe Yazıları3 ay önceToprağın Sessiz Gücü: Bor
-
Köşe Yazıları3 ay önceBir Öğretmen, Bir Toplumun Çevre Bilincini Değiştirir
-
Kitaplar2 ay önce“Kalemimin Rengi” Okurla Buluştu
-
Haberler3 ay önceMisvak Bitkisinin Farmakolojik Açıdan İncelenmesi
-
Haberler1 ay önceProf. Dr. Hamdi Temel’den Mikroplastik Uyarısı: “Sessiz Tehdit Beyne Kadar Ulaşıyor”
-
Köşe Yazıları4 hafta önceAcı Yakıyor Ama Mutlu Ediyor: Acı Biberin Şaşırtıcı Gücü
