Bizimle iletişime geçin

Fox TV de pet şişeler ile ilgili çıkan haberimiz Prof. Dr. Hamdi Temel

Yayınlanma

Tarih

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Köşe Yazıları

Belki komutan bile olurdum!

Yayınlanma

Tarih

Yazar

0 views

Hayatının en anlamlı, mutlu ve heyecanlı günü idi. Sabah erkenden ailesi ve sevdikleriyle birlikte askerliğini yapmak üzere yola koyulacaktı sonunda. İçindeki heyecanını bastıramıyor, uyuyamıyor, yatağında bir sağa bir sola dönüp duruyordu.

Ailesinin de odasının dışından seslerini duyuyordu, onlarda da heyecan dorukta idi. Ev adeta şenlik alanına dönmüş, yakın akrabaları bile yatılıya gelmişlerdi. Sabah hep beraber birliğe gidilmek üzere anlaşılmıştı. Onlara ne oluyorsa sanki diye içinden düşünerek gülümsemeye başlamıştı…

Sabah oluverdi işte, zaten uyumamıştı ki dışarıdan davul zurnanın sesi ile yatağından doğrulması bir olmuştu. Penceresinden bakınca tebessüm etti, kimi bayrakları ile gelmiş, kimisi ise ellerinde börek benzeri tepsiler ile kapıda toplanmışlardı.

O gün gelmişti işte,

O özlem ile beklediği askerliğini yapacak ve dedesinin deyimi ile “askerlik yapmaya adam denmez” lafını artık kendisi için kimse kullanamayacaktı.

Ninesi ise erkenden odasına gelmiş, başına kınasını yakmıştı, garip garip ninesine bakınca da ninesi bir tebessüm ile “oğlum bizler sizleri bu vatana kurban etmek için yetiştiririz ve kınamızı başınıza yakarız” demişti, hem kendisi hem de ninesi ağlamaya başlamıştı. Ama bu yaşlar mutluluk ve gurur gözyaşları idi.

Ve dışarıya çıkar çıkmaz sanki tüm mahalleli aynı nakaratı haykırıyorlardı,

“En büyük asker bizim asker”…

Müthiş bir konvoy ile davul zurnalar ve bağrışmalar ile Askeri Birliğe doğru yola koyulmuşlardı. Pencerelerden askerlik marşları ya da türküleri geliyordu. Bayraklar dalgalanıyordu.

O kadar mutlu idi ki.

Bu anın hiç bitmesini istemiyordu.

Ve askerlik alanı görüldü işte, inanılmaz bir derecede kalabalıktı. Haykırmak istiyordu, “bende askerliğimi yapacağım şükür, bu gün benim günüm”.

Birliğine teslim olurken ailesinden hiç ayrı kalmadığı için çekiniyordu, ürperiyordu. “Acaba yapabilir miyim” diye iç âleminde geçirdiği sorular ile içtima alanına görevli bir asker onu götürüyordu. Ailesinin gözlerinin içine bakarak “çok mutluyum, beni merak etmeyin” diyerek elini salladı.

Göz ucu ile ailesine arkasını hafif dönerek bakmayı ihmal etmiyordu tabi ki, “kendisini bırakıp giderler mi?” diye içinden de geçirmedi değil hani…

Tanıdıklarının sivil alanda durduklarını görmesi ile kendine ayrı bir cesaret geldi.

Kendisi gibi askerliğini yapmak için gelmiş arkadaşlarını görünce aynı heyecanı yaşayan sadece kendisinin olmadığını da anladı.

Komutan sonunda geldi. Ne de heybetli idi. Herkes onu görünce ciddileşmiş ve hazır ol duruşunda beklemeye başlamışlardı.

Gür sesi ile komutlar vermeye başladı komutan, söylediklerinin tekrarlanmasını istiyor, gösterdiği hareketleri yapmalarını emrediyordu.

Gösterilen hareketleri yapmaya çalışması sonunda hayatında hiç bu kadar yorulduğunu hatırlamıyordu. Yorgun ama mutlu idi işte.

Giydiği üniforması ne kadar da yakışmıştı. “Yemin törenine marş marş” emrinin verilmesi ile tekerlekli sandalyesini öyle bir sürüyordu ki görülmeye değerdi. Sanki bir yarışmada idi de hız derecesi yapmak istiyordu.

Türk bayrağının ve silahlarının olduğu masaya diğer arkadaşlarından önce gelmişti.

Terlemişti…

Askerlik yeminini gözlerinden akan yaşlar ile boğazını yırtarcasına tüm arkadaşları ile söylüyordu…

“Barışta ve savaşta, karada, denizde ve havada
Her zaman ve her yerde
Milletime ve cumhuriyetime
Doğruluk ve muhabbetle hizmet,
Kanunlara ve nizamlara ve amirlerime
İtaat edeceğime ve askerliğin namusunu,
Türk sancağının şanını canımdan aziz bilip
İcabında vatan, cumhuriyet ve vazife uğrunda
Seve seve hayatımı feda eyleyeceğime
Namusum üzerine ant içerim…”

Keşke dedi içinden “bir gün değil de bu tekerlekli sandalyem olmasa idi de askerliğimi tam yapabilse idim, belki de komutan bile olurdum”…

Okumaya devam et

Haberler

Bozok Üniversitesi Sağlık ve Yaşam Bilimleri Akademik Başarı Birincilik Ödülü

Yayınlanma

Tarih

Yazar

0 views

2021 yılına ait Bozok üniversitesi Sağlık ve Yaşam Bilimleri Birincilik Ödülünü aldım. Hayatımın en anlamlı ödüllerindendi. Başta rektörümüzü Prof. Dr. Ahmet KARADAĞ olmak üzere etkinlikte emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.

Okumaya devam et

Köşe Yazıları

Hasta oğlu hastayız!

Yayınlanma

Tarih

Yazar

0 views

Yıllardır çevre bilinci üzerine konferanslar veriyor, televizyon ve radyo programlarına katılıyorum. Çevre Bilincini Geliştirme Derneği’mizi kurarak dernek üyelerimiz ile çeşitli çevreyi koruma üzerine faaliyetler ile ülkemizde ve tüm dünya da farkındalık oluşturmaya da çalışıyoruz.

Her konferansımın sonunda inanılmaz bir şekilde dinleyicilerden olumlu tepkiler alıyorum. Hatta öğrencilerimden söz alarak “lütfen buradaki öğrendiğiniz bilgileri başta aileniz olmak üzere etrafınıza anlatın” dediğim zaman tavsiyelerime uyanların olması beni çok sevindiriyor.

Yeri geldi eldivenleri takarak çevre temizliği etkinliğine katıldım, yeri geldi dalgıçlarımız ile nehirlerimiz ve barajlarımızdaki çöpleri temizledim.

Anaokulu öğrencilerine de anlattım, üniversite öğrencilerimize de…

Bu zamana kadar hangi organizasyonda “çevre bilinci” konuşulacaksa ve çağırılmış isem gittim, bildiklerimi anlattım ve bu can bu beden de olduğu müddetçe de anlatmaya devam edeceğim.

Müthiş bir gönüllü kitlemiz oluşmaya başladı çok şükür.

1972 yılında 5 Haziran tarihinde İsveç’in Stockholm şehrinde “Dünya Çevre Günü”  Çevre konferansı düzenlenmiş ve o tarihten bu yana da çeşitli etkinlikler, konferanslar ile bir hafta kutlanmakta artık. Tüm dünyada çevre bilincinin yaygınlaşması çok önemli bir adım.

Haberlere bakıyorum çevre üzerine bilinçli olarak herkes bir şeyler yapmaya başlamışlar. Çevrelerini temizlemeye başlayanlardan tutun, bir takım sanatsal faaliyetler ile de farkındalık oluşturan bir nesil geliyor. Kimi projeler ile kimileri de gönüllü olarak çevre bilincini yaygınlaştırma da varlar. Tiyatrolarımız, kısa metrajlı filmlerimiz hatta müziklerimizde de yer ediyor çevre temizliği artık.

Ne kadar güzel ve gurur verici faaliyetler.

Ama hala arabalarının pencerelerini açıp çöplerini dışarı fırlatanları görüyorum,

Çekirdek kabuklarını gelişi güzel bırakanları,

Piknikteki atıklarını,

Sigara izmaritlerini,

Denizlerimizde ya da okyanuslarımızdaki pet şişelerini ya da naylon poşetlerini,

Ot ve böcek öldürücü kaplarını…

Yapmayın beyler bayanlar,

Bu kadar güzel çevreci bir nesil gelirken,

Sizin hala çevrenizi kirletmenize tahammül edemiyorum.

Siz çevrenizi kirlettikçe,

Toprağımız kirleniyor,

Soluduğumuz hava kirleniyor,

Suyumuz kirleniyor,

Denizlerimiz, okyanuslarımız kirleniyor

Bitkilerimiz hasta, hayvanlarımız hasta

Peki, biz nasılız?

Ne yazık ki

Hasta oğlu hastayız.

Sebebini merak etmiyor musunuz?

Okumaya devam et

Trendler

Prof. Dr. Hamdi Temel © 2020 Tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki yazıların izinsiz ve kaynak gösterilmeden paylaşılması yasaktır.

Toplam Ziyaretçi Sayısı

maksibet giriş maksibet film hd izle film izle film hd izle şutbet giriş şutbet oslobet giriş oslobet betmoris giriş betmoris elexusbet giriş favorislot elexusbet giriş