Fox TV de pet şişeler ile ilgili çıkan haberimiz Prof. Dr. Hamdi Temel
Haberler
Sorgun MYO’da “Proje Eğitimi”ne Yoğun İlgi
Yozgat Bozok Üniversitesi Sorgun Meslek Yüksekokulu’nda, akademik personel ve öğrencilerin katılımıyla “Meslek Yüksekokulları İçin Proje Eğitimi” programı gerçekleştirildi. Eğitimi, Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Temel verdi.
Sorgun Meslek Yüksekokulu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa yüksekokul öğretim elemanları ile öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Katılımcıların aktif olarak yer aldığı eğitim, soru-cevaplarla interaktif bir şekilde gerçekleştirildi.
Proje fikrinden başvuru sürecine
Prof. Dr. Hamdi Temel, sunumunda bir araştırma fikrinin projeye dönüştürülmesinden başlayarak proje planlama, başvuru ve yürütme süreçleri hakkında bilgi verdi. Özellikle Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) biriminin yapısı, proje destek olanakları, proje türleri ve BAP sistemine proje başvurusunun nasıl yapılabileceği üzerinde duruldu.
Eğitimde ayrıca TÜBİTAK ve farklı ulusal ve uluslararası proje olanaklarına değinilerek, öğrencilerin ve akademisyenlerin proje kültürünün içerisinde daha aktif yer almalarının önemi vurgulandı.
Prof. Dr. Temel, kendi akademik yaşamından ve yürütücüsü ya da araştırmacısı olarak görev aldığı projelerden örnekler vererek proje hazırlama sürecinde edinilen deneyimleri katılımcılarla paylaştı. Sunumda TÜBİTAK, BAP ve Erasmus+ projelerinin yanı sıra araştırma altyapısının geliştirilmesine yönelik büyük ölçekli projelerden de örnekler aktarıldı. Prof. Dr. Temel’in proje deneyimleri arasında Dicle Üniversitesi Merkezi Araştırma Laboratuvarı projesi ile çok sayıda TÜBİTAK ve BAP projesi de bulunuyor.
Temel, özellikle gençlere “Bir proje iyi bir fikirle başlar; ancak doğru planlama, doğru ekip ve sürdürülebilir bir çalışma anlayışıyla başarıya ulaşır” mesajını vererek, öğrencilerin eğitim hayatları sırasında proje hazırlama deneyimi kazanmalarının mesleki ve akademik gelişimleri açısından önemli olduğunu ifade etti.
Sunumda Prof. Dr. Temel’in Yozgat Bozok Üniversitesinde yürüttüğü güncel araştırma projelerinden de örnekler paylaşıldı. Lavanta uçucu yağı ve bor içeren nanoyapıların geliştirilmesi, kannabidiol ile modifiye edilmiş bor ve selenyum nanopartikülleri üzerine yürütülen çalışmalar bunlar arasında yer aldı.
Öğrencilerden sorular, uygulamadan örnekler
Eğitimin önemli bölümlerinden birini soru-cevap oturumu oluşturdu. Öğrencilerin ve öğretim elemanlarının proje fikrinin geliştirilmesi, proje ekibinin oluşturulması, başvuru süreçleri ve destek mekanizmalarına ilişkin soruları uygulamadan örneklerle değerlendirildi.
Prof. Dr. Temel, meslek yüksekokullarının yalnızca mesleki eğitim veren kurumlar olarak değil, öğrencilerin fikir ürettiği, proje geliştirdiği ve bu fikirleri toplumsal ve ekonomik değere dönüştürebildiği önemli yükseköğretim birimleri olarak görülmesi gerektiğini belirtti.
Müdür Prof. Dr. Yusuf Sert’ten teşekkür belgesi
Programın sonunda Sorgun Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Yusuf Sert, eğitime katkılarından dolayı Prof. Dr. Hamdi Temel’i tebrik ederek kendisine Teşekkür Belgesi takdim etti.
Prof. Dr. Temel de başta Prof. Dr. Yusuf Sert olmak üzere programın hazırlanmasında emeği geçen Sorgun Meslek Yüksekokulu yönetimine ve öğretim elemanlarına teşekkür ederek, programa yoğun ilgi gösteren öğrencilere başarı dileklerini iletti.
Haberler
TÜBİTAK 1001 Kapsamında Yozgat Bozok Üniversitesinden Kanser Araştırmalarına Önemli Proje Desteği
Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Temel yürütücülüğünde hazırlanan 126Z494 numaralı TÜBİTAK 1001 projesi desteklenmeye hak kazandı.
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) 1001 – Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında sunulan ve şartlı kabul sonrasında gerçekleştirilen bilimsel ve yöntemsel revizyonları uygun bulunan proje, TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazandı.
Yozgat Bozok Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hamdi Temel’in yürütücülüğünü üstlendiği projede; Öğr. Gör. Dr. Nurullah Kartaloğlu, Dr. Öğr. Üyesi Tufan Salan, Prof. Dr. M. Hakkı Alma, Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Seyfettin Çelik ve Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Arif Kurt araştırmacı olarak görev alacak.
27 ay süreyle yürütülmesi planlanan proje, kannabidiolün (CBD) altın (Au) ve platin (Pt) temelli nanoyapılarla bir araya getirilmesi ve bu yapıların nanoemülsiyon tabanlı hibrit taşıyıcı sistemlere entegre edilerek akciğer kanseri hücreleri üzerindeki etkilerinin araştırılmasını amaçlıyor.
Proje kapsamında CBD-Au ve CBD-Pt nanoparçacıklarının sentezi ve fizikokimyasal karakterizasyonu gerçekleştirilecek; geliştirilen yapıların nanoemülsiyon sistemlerine entegrasyonu ve optimizasyonu yapılacak. Elde edilen sistemlerin partikül boyutu, polidispersite, yüzey özellikleri, kolloidal stabilitesi ve CBD yükleme özellikleri ayrıntılı olarak incelenecek. Ayrıca HPLC-DAD temelli analitik çalışmalar ile hücre kültürü deneyleri ve moleküler modelleme yaklaşımları birlikte kullanılarak geliştirilen sistemlerin biyolojik etkileri çok yönlü olarak değerlendirilecek.
Çalışmanın önemli aşamalarından birini, geliştirilen sistemlerin akciğer kanseri hücre hatları üzerindeki sitotoksik etkilerinin ve sağlıklı hücrelere karşı seçiciliğinin araştırılması oluşturacak. Böylece nanoteknoloji, farmakoloji, analitik kimya ve kanser biyolojisini bir araya getiren multidisipliner bir yaklaşımla yeni bir nanotıp platformunun bilimsel potansiyeli ortaya konulmaya çalışılacak.
Yozgat Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Evren Yaşar da TÜBİTAK 1001 Programı kapsamında destek almaya hak kazanan proje dolayısıyla Prof. Dr. Hamdi Temel ve araştırma ekibini tebrik ederek çalışmalarında başarılar diledi.
Köşe Yazıları
Darende’de Bir Gönül Durağı: Somuncu Baba
Bazı mekânlar vardır; yıllar geçse de insanın hafızasından silinmez. Oraya yeniden gittiğinizde yalnızca bir yeri ziyaret etmiş olmazsınız; geçmişinizden bir parçaya, eski hatıralarınıza ve belki de kendinize yeniden dönersiniz.
Malatya’daki DiscoverEU eğitim programımızın ardından yolumuz Darende’ye düşünce benim için böyle bir buluşma gerçekleşti. Uzun yıllar sonra Somuncu Baba Külliyesi’ni yeniden ziyaret etme fırsatı buldum.
Dicle Üniversitesi’nde görev yaptığım yıllarda Darende ve Somuncu Baba, fırsat buldukça ziyaret ettiğimiz yerlerden biriydi. Aradan uzun yıllar geçti. Bu nedenle külliyeye yeniden adım attığımda, bir taraftan eski günleri hatırlarken diğer taraftan ilçenin geçirdiği büyük değişimi görme imkânım oldu.
Doğrusu, gördüğüm manzara beni oldukça etkiledi.
Külliye ve çevresi son derece güzel düzenlenmiş; tarihî ve manevi doku korunurken ziyaretçilerin ihtiyaçları da düşünülmüş. Türbe, camiler, müze, kütüphane, avlular, yeşil alanlar, Tohma Çayı ve çevresindeki sosyal alanlar birbirini tamamlayan büyük bir bütün hâline gelmiş. Nitekim bugün görevlilere göre külliyenin her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi ağırladığı belirtiliyor.
Kimdir Somuncu Baba?
Somuncu Baba olarak tanıdığımız Şeyh Hamid-i Veli, Anadolu’nun tasavvuf tarihinde önemli izler bırakmış mutasavvıflardan biridir. Kaynaklarda Hamîdüddin Aksarâyî adıyla da anılır. Eğitim ve irşat yolculuğunun ardından Bursa’ya yerleştiği; burada ekmek pişirerek halka dağıttığı ve bu sebeple halk arasında “Somuncu Baba” adıyla tanındığı aktarılmaktadır.
Onu önemli kılan hususlardan biri de yetiştirdiği insanlardır. Anadolu’nun manevi hayatında çok önemli bir yere sahip olan Hacı Bayram-ı Veli, Somuncu Baba’nın önde gelen mürid ve halifelerindendir. Hacı Bayram-ı Veli üzerinden Akşemseddin’e uzanan irfan çizgisi düşünüldüğünde, Somuncu Baba’nın etkisinin kendi yaşadığı dönemle sınırlı kalmadığı daha iyi anlaşılır.
Bursa’daki hayatıyla ilgili en çok anlatılan hadiselerden biri de beni de çok etkileyen Ulu Cami’nin açılışıyla ilişkilidir. Geleneksel anlatıya göre burada yaptığı konuşma ve Fâtiha Suresi üzerine yorumları onun ilmî ve manevi şahsiyetinin daha geniş çevrelerce tanınmasına vesile olmuştur. Ardından şöhretten uzak durmayı tercih ederek Bursa’dan ayrıldığı anlatılır.
Hayatının son döneminde yolu Darende’ye ulaşmış ve 1412 yılında burada vefat etmiştir. Kabri de bugün ziyaret ettiğimiz Somuncu Baba Külliyesi içerisindedir.
Darende’nin manevi kimliğine vurulan mühür
Somuncu Baba’nın Darende’ye bıraktığı mirası yalnızca bir türbe veya tarihî yapı olarak değerlendirmek eksik olur.
Bugün Darende denildiğinde akla gelen ilk değerlerden birinin Somuncu Baba olması bunun en açık göstergesidir. İnanç, kültür, tarih ve tabiat burada birbirine karışmış durumdadır. Bir tarafta türbeyi ziyaret eden insanlar, diğer tarafta Tohma Çayı’nın sesi; bir tarafta yüzyılların hatırasını taşıyan taş yapılar, diğer tarafta ağaçlar, çiçekler, su ve suyun sesi…
Bütün bunlar Darende’yi yalnızca geçilip gidilen bir Anadolu ilçesi olmaktan çıkararak önemli bir inanç ve kültür turizmi merkezi hâline getirmiştir. Malatya Valiliği de Somuncu Baba ve çevresinin her yıl yüz binlerce kişi tarafından ziyaret edildiğini belirtiyor.
Bunun ekonomik ve sosyal karşılığı da vardır. Gelen ziyaretçi konaklıyor, alışveriş yapıyor, yöresel ürünleri tanıyor, ilçenin diğer tarihî ve doğal güzelliklerini ziyaret ediyor. Böylece Somuncu Baba’nın asırlar önce bıraktığı manevi miras, günümüzde Darende’nin kültürel görünürlüğüne ve turizm hareketliliğine de katkı sağlıyor.
Burada özellikle Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı’nın çalışmalarını da anmak gerekir. 1990’lı yıllardan itibaren gerçekleştirilen restorasyon ve çevre düzenlemeleriyle türbe çevresi genişletilmiş; müze, kütüphane, cami bölümleri, avlular ve sosyal alanlarla külliye bugünkü kapsamlı yapısına kavuşturulmuştur. Görmeye değer yani…
Ve o meşhur balıklar…
Somuncu Baba’yı anlatıp balıkları unutmak elbette olmaz.
Külliyenin önündeki Balıklı Havuz, buranın hafızasının adeta canlı bir parçası. Kayadan çıkan suyun beslediği havuzdaki balıkların, Tohma Kanyonu içerisindeki “Balıklı Kuyular” ile havuz arasında hareket ettikleri belirtiliyor. Bugünkü havuzun oluşturulmasında da Osman Hulûsi Efendi’nin 1960’lı yıllardaki girişimlerinin önemli payı bulunuyor.
Çocukların merakla izlediği, büyüklerin başında durup seyrettiği bu balıklar külliyenin manevi ve doğal atmosferinin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş.
Aslında Darende’de insanı etkileyen unsurlardan biri tam da bu: su ile taşın, tabiat ile tarihin, sessizlik ile duanın yan yana bulunması.
Tohma Çayı’nın sesi bazen size eşlik ediyor, bazen ağaçların arasından kayboluyor. Kanyonun sarp kayalıkları hemen yanı başınızda yükselirken birkaç adım ötede yüzyılların manevi mirasını taşıyan bir türbenin önünde duruyorsunuz.
Ziyaretimizin cuma gününe denk gelmesi ayrı bir güzellik oldu. Somuncu Baba Külliyesi’nde cuma namazımızı kıldık. Farklı şehirlerden gelen insanlar ile aynı safta buluşmamız ve ardından türbeyi ziyaret etmemiz, oradaki manevi atmosferi daha da güçlü hissetmeme neden oldu..
İnsan bazı yerlerden fotoğraflarla döner, bazı yerlerden ise düşüncelerle…
Darende’den her ikisiyle de dönüyorsunuz.
Somuncu Baba’nın hayatına baktığımızda öne çıkan değerlerin gösterişten uzak durmak, insanlara hizmet etmek, paylaşmak ve ilmi irfanla buluşturmak olduğunu görüyoruz. Belki de yüzyıllar sonra hâlâ insanların onun bulunduğu mekâna yönelmesinin sebeplerinden biri budur. Eksikliğimizi oradaki vecizeleri okuyarak anlıyoruz.
Ekmek dağıtarak insanların gönlüne giren bir gönül insanının adı, aradan altı asırdan fazla zaman geçmesine rağmen yaşamaya devam ediyor. Demek ki iz bırakmak böyle bir şey.
Bugün Darende’de onun adı bir türbede, bir camide veya tabelada yaşamıyor sadece; ilçenin kültüründe, turizminde, hafızasında ve insanlarında da yaşamaya devam ediyor.
Malatya’daki eğitim programımızın ardından yaptığımız bu ziyaret, benim için yıllar sonra eski bir dosta uğramak gibiydi.
Tohma’nın kıyısında biraz yürümek, balıkları yeniden görmek, Somuncu Baba’nın huzurunda dua etmek ve cuma namazını burada eda etmek gerçekten güzel bir nasip oldu.
Darende’den ayrılırken insanın zihninde suyun sesi, gözünde yeşillikler ve gönlünde güzel bir huzur kalıyor.
Yolunuz Darende’ye düşerse Somuncu Baba’ya uğramadan geçmeyin.
Tohma’nın sesini dinleyin, balıklara bakın, o tarihî mekânda biraz oturun.
Bazen bir şehri tanımak için sokaklarında dolaşmak yetmez; o şehrin gönlüne de dokunmak gerekir.
Kaynaklar: T.C. Malatya Valiliği, Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı, Şeyh Hamid-i Veli Somuncu Baba Türbesi ve Külliyesi.
-
Haberler2 ay önce“Sağlık Bilimleri Açısından Salep” Kitabımız Yayımlandı: Gelenekten Bilime Uzanan 20 Bölümlük Bir Bilimsel Eser
-
Köşe Yazıları3 ay önceBiz Böyle Bir Yozgat’ta Büyüdük
-
Köşe Yazıları2 ay önceAkdağmadeni Salebi: Gelenekten Bilime Uzanan Bir Yolculuk
-
Köşe Yazıları1 ay önceAntibiyotik Direnciyle Savaşta Yeni Cephe: Çevremiz
-
Haberler3 ay önceProf. Dr. Hamdi Temel: “Without Action, We Will Face a Crisis Far Worse Than the Coronavirus Pandemic”
-
Köşe Yazıları2 ay önceİBN-İ SÎNÂ’DAN BUGÜNÜN BİLİMİNE: DEĞİŞEN ARAÇLAR, DEĞİŞMEYEN AMAÇ
-
Köşe Yazıları2 hafta önceAvrupa’ya Gitmeden Önce: Malatya’da DiscoverEU Eğitimi
-
Genel3 ay önceSağlık Bilimleri Açısından Salep Sempozyumu
