Bizimle iletişime geçin

Genel

Panik yok ama!

Yayınlanma

Tarih

Çok şükür hem Türkiye hem de diğer ülkelerde koronavirüs problemi gittikçe azalmaktadır. Bilimsel verilere de baktığımız zaman yeni bir virüs dalgası meydana gelmez ise inşaAllah bu probleminde üstesinden geleceğimiz görülüyor.
Ama sokaklara çıktığımızda çok çabuk bu virüsün unutulduğu ve insanların gerektiğinden daha fazla rahat davrandığını görüyoruz.
Eğer bu işin ciddiyetine varılmaz ise tekrar evlerimize hapsolma durumu ile karşılaşabiliriz. Verilen emekler boşa gidebilir. Can kayıplarımız artabilir. En yakınımızı tekrar kaybedebiliriz veya solunum cihazlarında günlerde kalabiliriz.
Oysa biraz daha dikkat ile üstesinden gelebiliriz.
Dünyada ki toplam ağırlığı 1 gram bile etmeyen bu virüs ile baş etmek ne yazık ki çok zor. Her gün yüzlerce araştırma makaleleri yayınlanıyor.Bu konu ile ilgili projelere tüm ülkeler maddi destekler veriyor. Bu virüsün tanınması ve yok edilmesi için adeta dünya seferber olmuş.
Belki de tüm ülkeler için ilk defa düşman tek ve herkes beraber çalışmak zorunda.Fakat tam bir birliktelik de sağlanmış değil. Her bilim adamının görüşleri farklı olabiliyor.
Bu kadar uğraşa rağmen ne yazık ki hala işin vahametini bilmeyen insanlarımız var ve bilmeden etrafa bu virüsü yayma riski taşımakta ve hem kendilerini hemde diğer insanların hayatlarını tehlikeye atmaktadırlar.
Çok şükür devletimiz çok güzel önlemler almakta ve bu koronavirüsün etkisinin azaldığını görmekteyiz. Ancak bizlerde birşeyler yapmak zorundayız yanikurallara uymalıyız. Çünkü bu koronavirüsün etkisi bir yılı aşacak gibi görülüyor.
Bu virüs ile yaşamaya alışmalıyız artık. Bundan kaçış yok gibi görünmektedir.
Koronavirüs tipik olarak enfekte olmuş bir kişinin öksürüklerinden veya hapşırmalarından damlacıklar yoluyla yayıldığını hepimiz biliyoruz. Canlı koronavirüs parçacıkları, malzemeye bağlı olarak yüzeylerde üç saat ila yedi gün boyunca hayatta kalabilmektedirler.
Etrafa yayılmasını sağlayan etkilerden birisinin de naylon poşetlerden olduğunu söyleyebilirim.
Çünkü ABD’de Ulusal Sağlık Enstitüsünün yaptığı bir çalışmada SARS-CoV-1 virüsünün plastikler üzerinde canlı kalma süresinin 3 gün kalabildiğini söylemektedir.
The Journal of HospitalInfection’da yayımlanan bir araştırmada ise plastik gibi yüzeylerde 9 güne kadar canlı kalabileceği belirtilmiştir.
Canlı virüslerin yüzeyde tutulmasının önemi bu konuda daha detaylı bir şekilde ortaya çıkıyor.
Atıklardan elde edilen siyah ve diğer renkli poşetler hepimizin bildiği gibi atık plastiklerden elde edilmektedir. Atık plastiklerdehijyen olmayan yerlerden toplanmaktadır ve oldukça fazla sayıda mikrobiyal kirlilik oluşmaktadır. Bunun yanında ucuz siyah boya katılmaktadır ki kanserojen olduğu herkes tarafından bilinmektedir.
Türkiye’de atıklardan elde edilen siyah (siyah poşet yasak olmasına rağmen hala bazı yerlerde kullanıldıkları görülmektedir)ve diğer renkli poşetler ile özellikle de pazarlarda sebze ve meyvemizi taşımaktayız. Bu poşetlerin yüzeyleri son derece pürüzlü olması nedeni ile koronavirüslerin o pürüzlü yerlerde asıltı halinde çok daha fazla uzun süre canlı kalma ihtimali vardır ve bizlere bulaşma ihtimali de yüksektir.
Bu konuda geri dönüşümden elde edilen plastik poşetlerin bu hassan günlerde çok daha dikkatlice kullanılması ve hatta tek kullanımlık beyaz renkli poşetlerin kullanımına geçilmesi gerekmektedir.
Pazarlardan alışveriş yaptıktan sonraki sağa sola dokunduğundan emin iseniz ki bu mümkün, renkli naylon poşetlerimizin hemen atılması lazım.
Beyaz poşetlerin ise kullanımları gerekli ise en az dışarıda 3 gün bekletilip daha sonra kullanılması sağlığımız için son derece önemlidir.
Atık poşetlerimizi, maske ve eldivenlerimizi ise geri dönüşüm kutularına atmamız gerekmektedir. Ne yazık ki etrafımız ve çevremiz yine bu tip kirlilikler ile dolup taşmaktadır.
Ellerimizi sabunla yıkamayı ise devamlı hatırlatıyoruz. Çünkü bu koronavirüsün en büyük düşmanı sabundur ve en az 20 saniye etkileşim yapılması gerekir ki bu koronavirüs ellerimizden kimyasal yollar ile uzaklaştırılsın ya da öldürülsün.
Mecbur kalmadıkça dışarıda kalmamak, ellerimizi en az temas ise çevremize dokunmak ve bolca yıkamak ile bununda üstesinden geleceğiz.
Panik yok ama biraz daha sabır lütfen.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Yozgat’ta Bilim ve Edebiyat Buluşması: Prof. Dr. Hamdi Temel Söyleşi Programı

Yayınlanma

Tarih

Yazar

Yozgat Şairler ve Yazarlar Derneği’nin katkılarıyla Yozgat Gençlik Merkezi’nde düzenlenen “Edebiyat ve Bilim Buluşması” programı, akademi ve edebiyat dünyasını bir araya getirdi. Programın konuğu, Yozgat Bozok Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hamdi Temel oldu.

Akademik ve Edebi Yolculuk

Prof. Dr. Hamdi Temel, uzun yıllara dayanan farmakoloji, toksikoloji ve çevre sağlığı alanındaki akademik çalışmalarıyla tanınıyor. Akademisyenlik kariyerinde yüzlerce bilimsel makale ve araştırmaya imza atan Temel, aynı zamanda çevre bilinci ve toplumsal farkındalık üzerine kaleme aldığı eserleriyle edebiyat dünyasında da önemli bir yer edindi.

Kendi ifadesiyle, “Yazan insan çok değerlidir. Yazmak için önce dolmak gerekir. Akademisyenlikte iyi bir noktaya geldim, yazarlık ise bu birikimin paylaşımıdır” sözleriyle hem bilimsel hem edebi yönünü katılımcılarla paylaştı.

Kitaplarından Yansımalar

Söyleşide Prof. Dr. Temel’in çevre ve sağlık temalı kitapları ele alındı. Özellikle “Naylon Aşkı Öldürür” adlı eseri, plastik kirliliğinin insan sağlığına ve doğaya verdiği zararlara dikkat çekerek geniş yankı uyandırdı. Bunun yanında “Suyun sesini duydum” kitabında, geleceğin savaşlarının su kaynakları üzerine olacağına vurgu yaparak kaliteli suya erişimin hayati önemini dile getirdi.

Lavanta, kenevir ve sarı kantaron üzerine yazdığı kitaplar ise doğanın şifa kaynaklarını bilimsel bir bakış açısıyla ele alması bakımından dikkat çekti.

Katılım ve İlgi

Programa İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürü Hakkı Yurtlu, Dernek Başkanı Ahmet Sargın ve çok sayıda davetli katıldı. Etkinlik, soru-cevap bölümü ve hatıra fotoğraflarıyla zenginleşti. Katılımcılar, Prof. Dr. Temel’in hem akademik birikimini hem de edebi üretimlerini yakından tanıma fırsatı buldu.

Sonuç

Yozgat’ta gerçekleşen bu buluşma, bilim ve edebiyatın ortak paydada birleştiği anlamlı bir etkinlik olarak hafızalara kazındı. Prof. Dr. Hamdi Temel’in hem akademik hem edebi çalışmaları, gençlere ve edebiyatseverlere ilham verdi.

Okumaya devam et

Genel

Bilimsel Proje Yönetimi ve TÜBİTAK Destekleri

Yayınlanma

Tarih

Yazar

Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bilimsel araştırma ve proje süreçlerine dair önemli bir eğitim sizlerle!

🎙️ Konuşmacı: Prof. Dr. Hamdi Temel 📅 Tarih: 20 Kasım 2025 🕐 Saat: 12.30 – 13.30 📍 Yer: Tıp Fakültesi Seminer Salonu

🔎 Eğitimde neler var?

  • Bilimsel proje yönetiminin temel prensipleri
  • TÜBİTAK destek programları ve proje türleri
  • Proje hazırlama ve başvuru süreçleri
  • Proje izleme, raporlama ve değerlendirme
  • Bilimsel araştırmalarda yol haritası çizmek ve TÜBİTAK desteklerinden en verimli şekilde yararlanmak isteyen herkes davetlidir!

Okumaya devam et

Genel

Sessiz ve Salgın Şeklinde Yayılan Metamfetamin Tehlikesi

Yayınlanma

Tarih

Yazar

Son yıllarda toplum olarak adını sıkça duymaya başladığımız bir madde var: metamfetamin (met). Ne yazık ki beynin kimyasını altüst eden, kullanıcıyı derin bir uçuruma sürükleyen ve hızla yayılma eğilimi gösteren bu ölümcül maddeden hem kendimizi hem çocuklarımızı korumak zorundayız. Bunun için önce tehlikeyi doğru tanımamız, sonra da bilinçli adımlar atmamız gerekiyor.

Öncelikle metamfetamini tanıyalım.

Metamfetamin, C₁₀H₁₅N formüllü, fenetilamin türevi sentetik bir uyarıcıdır. Aromatik bir benzen halkası, yan zincirde metilamino grubu ve alfa karbonunda metil grubundan oluşan yapısı, beyinde dopamin salgısını olağanüstü artırarak güçlü bir uyarıcı etki oluşturur.

Peki İnsanlar Neden Kullanır?

Cevabı aslında basittir:
Geçici enerji, sahte bir mutluluk ve yapay bir özgüven duygusu.
Kullanıcılar kısa süreli bir kaçış yaşar; ancak bedeli çok ağırdır.

Bilimsel Veriler Tehlikeyi Gözler Önüne Seriyor

American Addiction Centers’in verileri, metamfetamin tehlikesinin her geçen gün arttığını göstermektedir. Metin kullanımı sırasında kalp hızı, vücut sıcaklığı, nefes alma ve kan basıncı yükselir; kişi kendini daha enerjik ve uyanık hisseder. Bu yapay uyanıklık hali çok kısa sürer ve ardından derin bir çöküş, yorgunluk ve depresyon ortaya çıkar.

AAC ve NIDA’nın raporlarına göre uzun süreli kullanım:

  • Dopamin ve serotonin üreten sinir hücrelerinde kalıcı hasar oluşturabilir.
  • Hafıza, öğrenme, koordinasyon gibi bilişsel beceriler ciddi şekilde zayıflar.
  • Saldırganlık, paranoya, halüsinasyon gibi ruhsal problemler görülür.
  • “Meth mouth” adıyla bilinen şiddetli diş çürümeleri, cilt problemleri, kilo kaybı ve damar hasarları ortaya çıkar.
  • Kronik kullanım, Parkinson benzeri nörolojik sorunlara kadar ilerleyebilir.

Yaygınlık Şaşırtıcı ve Kaygı Verici

  • 2021 itibarıyla, 12 yaş ve üzeri nüfusun %6’sı yaşamında en az bir kez met kullandığını bildirmiştir.
  • Dikkat edin, 12 yaş… Bu veri bile tek başına durumun vahametini ortaya koymaktadır.
  • 2014 TEDS verilerine göre, her 100.000 kişiden yaklaşık 53’ü, metamfetamin bağımlılığı nedeniyle tedavi merkezlerine başvurmuştur.

Bu tablo, metamfetaminin bireysel bir sorun olmaktan çıkıp toplumsal bir krize dönüştüğünü gösteriyor.

Çözüm Var, Umut Var

Metamfetamin bağımlılığı ağır bir tablo yapsa da tedavisi de mümkündür.

  • Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT) büyük yarar sağlar.
  • “Motivasyonel görüşme teknikleri” programları, temiz test sonuçlarını ödüllendirerek süreci güçlendirir.
  • Destek grupları ve aile terapileri kişinin iyileşme sürecini hızlandırır.

Toplumsal olarak ise:

  • Okullarda uyuşturucu farkındalığı eğitimi artırılmalı,
  • Aileler çocuklarındaki davranış değişimlerini ciddiye almalı,
  • Devlet, uzun vadeli tedavi merkezlerini güçlendirmeli,
  • Sivil toplum ve sağlık çalışanları entegre programlar yürütmelidir.

Metamfetamin bağımlılığıyla mücadelede ülkemizdeki en önemli kurumlardan biri olan YEDAM (Yeşilay Danışmanlık Merkezi)’dır.
YEDAM; ücretsiz psikolojik destek, bireysel terapi ve aile odaklı danışmanlık hizmetleri sunarak bağımlı bireylerin hem tedavi olmalarına hem de sosyal hayata yeniden uyum sağlamalarına önemli katkılar sağlamaktadır. Kurum, her geçen gün kendini daha da geliştirmekte; 115 Danışma Hattı ise büyük bir özveriyle hizmet vermektedir. Yakinen çalışmalarına şahit olduğum Yozgat YEDAM ekibinin gayretlerini de buradan tebrik ediyorum.

Sonuç olarak, bu maddeyle ve diğer tüm zararlı bağımlılık yapıcı maddelerle mücadele etmek, onların pençesinden kurtulmak için bireyler, aileler, kurumlar ve toplum olarak ortak bir çaba göstermemiz büyük önem taşımaktadır.

Kaynak: American Addiction Centers, “Meth Addiction: Facts, Statistics & How Meth Changes You” (americanaddictioncenters.org/blog/meth-statistics)

Okumaya devam et

Trendler

Prof. Dr. Hamdi Temel © 2020 Tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki yazıların izinsiz ve kaynak gösterilmeden paylaşılması yasaktır.

Toplam Ziyaretçi Sayısı

maksibet giriş maksibet film hd izle film izle film hd izle şutbet giriş şutbet oslobet giriş oslobet betmoris giriş betmoris elexusbet giriş favorislot elexusbet giriş