Haberler
Hayatın Vazgeçilmez Mucizesi “Su” / Prof. Dr. Hamdi Temel
Yayınlanma
2 sene önceTarih
Yazar
hamditemel
“Susuz Aşk Yaşanmaz” isimli kitabınızı yazmaya nasıl karar verdiniz? Sizi su konusunda araştırma yapmaya iten neydi?
İlk kitabım olan Naylon Aşkı Öldürür’de, plastik poşetlerin ve diğer plastiklerin çevremize nasıl zarar verdiğini, ayrıca plastik kaplı gıda ve içeceklerin içerisine sızan mikroplastikler ve kimyasalların etkilerini ele aldım. Bu kitabın ardından yaptığımız ve geniş yankı uyandıran pet şişe çalışmasında, LCMC-ITTOF cihazıyla beş farklı kimyasal madde tespit ettik. Bu araştırmalar, ileride karşılaşabileceğimiz sorunları daha geniş bir çerçevede ele alma fikrini doğurdu. Böylece, Susuz Aşk Yaşanmaz kitabını yazarak, suyun genel özelliklerinden sağlığa faydalarına, hatta gelecekte yaşanabilecek su savaşlarına kadar geniş bir konu yelpazesini ele aldım.
Kitabınızda bahsettiğiniz “susuz aşk yaşanmaz” ifadesi oldukça ilgi çekici. Bu metaforu biraz açıklayabilir misiniz?
“Susuz Aşk Yaşanmaz” ifadesini, suyun hayati önemini metaforik bir yaklaşımla vurgulamak amacıyla kullandım. Bu başlık, suyun insan yaşamındaki temel işlevlerini yalnızca fiziksel değil, duygusal ve psikolojik boyutta da bir bağlamda ele alıyor. Susuzluk, fiziksel sağlığımızı tehlikeye atarak bedenimize zarar verirken, aynı zamanda psikolojik ve duygusal dengemizi de sarsabilir; bu durumda, insanın sevgi, huzur ve bağlılık gibi temel insani duyguları sürdürebilmesi de zorlaşır. “Naylon Aşkı Öldürür” kitabımda çevresel kirlenmenin birey ve toplum üzerindeki etkilerini tartıştıktan sonra, Susuz Aşk Yaşanmaz kitabıyla, bu kez suyun varlığının, yaşamın tüm yönlerinde ne kadar vazgeçilmez olduğunu ifade eden bir başlıkla ilerlemek istedim.
Suyun “hayat veren mucize” olarak tanımlanmasının arkasındaki bilimsel gerçekler nelerdir? Bu özelliklerin canlı yaşamı için önemi hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Suyun “hayat veren mucize” olarak tanımlanması, onun sahip olduğu olağanüstü özelliklere dayanmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de suyun 63 defa geçmesi, bu mucizenin kutsal bir referansıdır. Bilimsel olarak da suyun kimyasal ve fiziksel özellikleriyle benzersiz bir bileşik olması bu tanımı doğrulamaktadır. Dünya dışındaki gezegenlerde bulunmayan ve içilebilir nitelikte nadir olan su, dünya yüzeyinin %70’ini kaplar ve yaşamın temelini oluşturur.
Su, yanıcı hidrojen ve yakıcı oksijen atomlarından oluşsa da kararlı bir bileşik olarak çok yüksek sıcaklıklar hariç (1300°C gibi) kendi başına ayrışmaz. Bu durum, suyun yanardağlar dışında kendiliğinden hidrojen ve oksijen atomlarına ayrılmamasını sağlayarak yaşamın sürdürülebilirliğini temin eder. Eğer bu ayrışma normal şartlarda gerçekleşseydi, hidrojenin yanıcı özellikleri nedeniyle dünya bir ateş topuna dönerdi.
Ayrıca suyun termal özellikleri de mucizevidir. Suyun 4°C’de en yüksek yoğunluğa ulaşıp sonrasında genleşmeye başlaması, suda yaşayan canlılar için hayati öneme sahiptir. Diğer sıvıların aksine, su donduğunda yoğunluğu azalır ve yüzeyde yüzer. Böylece soğuk havalarda bile derin suların alt katmanları 4°C’de sabit kalarak sudaki yaşamı korur. Eğer su diğer sıvılar gibi “normal” davranış gösterseydi, donma dipten başlayacak ve derin sular büyük bir buz kütlesine dönüşecekti. Bu durumda, denizlerin dibi tamamen donacak ve sudaki yaşam imkânsız hale gelecekti.
Su, yüksek termal kapasitesi sayesinde deniz ve kara arasındaki sıcaklık farkını da dengeler. Gizli ısısının yüksek olması denizlerin karalara göre daha geç ısınıp daha geç soğumasını sağlar, bu da gündüz ve gece arasındaki sıcaklık farklarını sınırlar. Bu özelliklerin tümü, canlıların yaşamını sürdürebilmesi için gereklidir. Harvard Üniversitesi Biyolojik Kimya Bölümü Profesörü Lawrence Henderson’ın da belirttiği gibi, su dünyamızın sıcaklık düzenini sağlarken, canlıların beden sıcaklıklarını korur ve meteorolojik döngülere destek sağlar.
Özetle, suyun tüm bu mucizevi özellikleri, dünya ekosisteminin işleyişi ve canlıların yaşamı için vazgeçilmezdir. Eğer dünya üzerinde su miktarı daha az olsaydı, sıcaklık farkları çok artar, birçok bölge çölleşir ve yaşam sürdürülemez hale gelirdi. Bu yüzden su, tüm canlılar için hayat veren bir mucize olarak tanımlanmaktadır.
Suyun kimyasal mucizesi olarak tanımladığınız özellikler nelerdir?
Suyun kimyasal mucizesi olarak tanımlanan özellikleri, onu yaşam için vazgeçilmez kılan benzersiz özellikleridir. Bunların en başında, suyun üstün bir çözücü olması gelir. Hemen hemen tüm kimyasal maddelerin suda çözünmesi, suyu yaşam için ideal hale getirir. Bu özellik, suyun içinde çözünmüş yararlı mineraller ve kimyasal maddelerin, nehirler aracılığıyla denizlere taşınmasını sağlar; bu yolla yaşam için gerekli olan bu maddelerin yılda 5 milyar ton gibi bir miktarda taşındığı tahmin edilmektedir.
Ayrıca, su neredeyse tüm kimyasal reaksiyonları hızlandırma yeteneğine sahip bir katalizör olarak işlev görür. Suyun reaksiyonlara katılma eğilimi, biyolojik ve jeolojik görevlerini yerine getirmesi için en uygun seviyededir. Bu özellik, ne aşırı derecede aktif bir asit gibi zarar verici ne de inert bir gaz gibi etkisiz olan, dengeli bir yapıya sahip olmasını sağlar. Prof. Michael Denton’a göre su, hem biyolojik hem de jeolojik işlevleri için “en ideal reaktivite seviyesine” sahiptir.
Yale Üniversitesi biyofizik profesörü Harold Morowitz’in vurguladığı üzere, suyun proton iletkenliği gibi sadece ona has olan bir özelliği, biyolojik enerji transferinde ve yaşamın oluşumunda büyük önem taşır. Bu özelliklerin tamamı, suyun kimyasal yapısının sadece yeryüzü için değil, hayatın devamı için özel olarak yaratılmış olduğunu gösterir. Başka hiçbir gezegende suyun benzeri bulunmadığına göre, bu muazzam düzen, suyun Allah tarafından insan yaşamına özel bir mucize olarak yaratıldığını ortaya koymaktadır.
Suyun akışkanlık değeri hakkında değerli bilgiler vermişsiniz. Bu özelliğin doğadaki ve canlı organizmalardaki rolünü biraz açıklayabilir misiniz?
Suyun akışkanlık değeri, doğada ve canlı organizmalarda hayati bir role sahiptir. Öncelikle, su diğer sıvılara kıyasla son derece yüksek bir akışkanlığa sahiptir; bu özelliği sayesinde yaşamın devamlılığında çok önemli bir işlevi yerine getirir. Örneğin, suyun akışkanlığı, kanın ince kılcal damarlarda rahatça akabilmesini sağlar. Bu durum, kanın vücuttaki tüm hücrelere oksijen, enerji, besin ve hormon gibi yaşamsal maddeleri ulaştırmasını mümkün kılar. Suyun akışkanlığı az ya da fazla olsaydı, kılcal damarların işlevi aksar ve vücut sağlıklı bir dolaşım sistemi oluşturamazdı. Örneğin, akışkanlık daha düşük olsaydı, kan kılcal damarlarda tıkanır ve kan dolaşımı yetersiz kalırdı; eğer fazla olsaydı, damar yapıları zarar görürdü.
Prof. Michael Denton’ın belirttiği gibi, suyun akışkanlığı, hücrelerin embriyo gelişimi sırasında hareket etmelerini sağlar ve vücudun her yanına ulaşabilen kılcal damar ağı oluşumunu destekler. Ortalama 5 milyar kılcal damarın 950 kilometrelik uzunluğu ile vücudu bir ağ gibi saran bu sistem, suyun yüksek akışkanlığı sayesinde sağlıklı bir şekilde işler. Suyun akışkanlık değeri biraz farklı olsaydı, organizmaların dokularına yeterli oksijen ve glikoz ulaştırmak imkânsız hale gelirdi. Bu özellik, geniş yaşam formlarının karmaşık yapısını mümkün kılan temel unsurlardan biridir.
Bu nedenle, suyun akışkanlık değerinin yaşam için “en ideal oranda” yaratılması, doğadaki tüm canlılar için vazgeçilmez bir mucize olarak karşımıza çıkar.
Kitabınızda su hakkında bilmediğimiz enteresan bilgilerden bahsediyorsunuz. Bunlardan birkaç örnek verebilir misiniz?
Elbette. Su hakkında pek çok ilginç bilgi bulunmakta, fakat burada sadece bir tanesine değinelim: “Yapay su.” Suyun bileşimi basitçe H2O olarak bilinse de yapay su üretmek mümkün olmamıştır. Bu, suyun mucizevi bir varlık olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu eşsiz yapının doğadaki örneği gibi başka bir formunu elde edememek, suyun yaşam için vazgeçilmez olduğunu kanıtlıyor. Daha fazla detay ve diğer ilginç bilgiler için kitabımıza göz atmanızı tavsiye ederiz.
Su tüketiminin vücudumuz için neden bu kadar kritik olduğunu açıklayabilir misiniz? Ayrıca, yeterli su tüketmemenin sağlığa kısa ve uzun vadede etkileri nelerdir?
Su tüketimi, insan sağlığı için en az oksijen kadar hayati bir öneme sahiptir. Vücuttaki her hücre, doku ve organ işlevlerini sürdürebilmek için suya ihtiyaç duyar. Yaşamın devamı için gerekli olan su, biyolojik çözücü olarak vücutta gerçekleşen tüm kimyasal reaksiyonlara katılarak vitaminlerin, minerallerin çözülmesini ve taşınmasını sağlar. Sindirim sürecinde yediğimiz gıdalardaki besin öğelerinin emilmesini sağlarken, metabolizmanın oluşan atıkları seyrelterek ve vücuttan atılmasına yardımcı olur. Ayrıca su, vücut sıcaklığını dengeler, derinin nemlenmesine katkıda bulunur ve eklemlerin sağlıklı çalışmasını sağlar. Böbreklerin sağlıklı çalışması ve vücuttan toksik maddelerin uzaklaştırılması için de su büyük bir önem taşır.
Yeterli su tüketilmediğinde kısa vadede vücut susuzluk, baş ağrısı ve yorgunluk belirtileri gösterir. Susuzluk oranı arttıkça vücutta ısı düzeni bozulur, fiziksel performans düşer, halsizlik ve titreme gibi belirtiler ortaya çıkar. Uzun vadede ise yetersiz su tüketimi, böbreklerin zorlanmasına, kan dolaşımının yavaşlamasına ve organların işlevlerini tam olarak yerine getirememesine yol açar. Vücuttaki su kaybı %10’u aştığında hayati risk başlar, kan yoğunluğu artar, dolaşım sistemi zorlanır ve ciddi sağlık sorunları yaşanır. Özetle, suyun vücuda olan katkısı, yaşamsal faaliyetlerin sürdürülebilmesi için kritik olup su kaybının önlenmesi hayati önemdedir.
Su içmenin bir adabı olduğundan bahsetmişsiniz. Bize birkaç ipucu verebilir misiniz?
Evet, su içmenin aslında birkaç basit ama etkili adabı var, bunlar suyun vücuda faydasını en üst düzeye çıkarmaya yardımcı olabilir:
Yudumlayarak İçin: Bir anda büyük miktarlarda içmek yerine, suyu yavaşça ve yudumlayarak tüketmek vücudun onu daha etkili bir şekilde kullanmasını sağlar. Yavaş içildiğinde su hücrelere daha iyi ulaşır.
Otururken İçin: Ayakta su içmek, suyun hızla mideye ulaşmasına neden olarak sindirim sistemini zorlayabilir. Oturur pozisyonda içmek daha sağlıklıdır ve mideye olan baskıyı azaltır.
Sabahları İlk İş Olarak İçin: Sabah uyandığınızda vücudunuz uzun bir süre susuz kalmıştır. Bu yüzden güne bir bardak su içerek başlamak, metabolizmanızı canlandırır ve sindirim sistemini harekete geçirir.
Aşırı Soğuk Su Tüketmeyin: Çok soğuk su içmek sindirim sistemini zorlayabilir ve mideyi üşütebilir. Ilık veya oda sıcaklığında su içmek vücut için daha faydalıdır, çünkü mideye ve diğer organlara uyum sağlar.
Yemeklerden Önce İçin: Yemeklerden yaklaşık 30 dakika önce bir bardak su içmek, sindirimi kolaylaştırır. Ancak yemek sırasında aşırı su içmek, mide asitlerini seyreltip sindirimi zorlaştırabilir.
Gün Boyu Dengeli Tüketin: Gün içinde belirli aralıklarla su içmek, vücudun su ihtiyacını düzenli olarak karşılamanızı sağlar. Tek seferde çok miktarda içmektense gün boyunca su tüketmek vücudu daha iyi dengede tutar.
Bu ipuçları, suyun vücuda olan etkisini artırarak daha sağlıklı bir su tüketimi alışkanlığı oluşturmanıza yardımcı olabilir.
Su tüketimi konusunda çeşitli ilginç başlıklar ele almışsınız. Güneşte ısınmış su içmek, su içme zamanlaması, bebeklerin su tüketimi, suyun kilo kontrolüne etkisi gibi konularda neler söylersiniz? Özellikle “Su içmek İnsanı Ne Zaman Hasta Eder?” ve “Aşırı Su Tüketiminin Zararları” başlıkları dikkat çekici. Sağlıklı su tüketimi için temel önerileriniz nelerdir? Hızlı, soğuk su içmenin ve yemeklerle birlikte su tüketiminin vücudumuza etkileri hakkında bilgi verebilir misiniz?
Su tüketiminde bazı ilginç başlıklar gerçekten dikkat çekici olabilir ve doğru bilgiyle desteklenmiş su içme alışkanlıkları sağlık açısından önem taşır. İşte bunlardan bazıları:
* Güneşte Isınmış Su İçmek
Güneşte ısınan suyun uzun süre beklemesi, mikrop üremesine yol açabilir. Özellikle plastik şişelerde bırakılan su, zararlı kimyasalların suya geçmesine sebep olabilir. Suyu serin ve gölge bir yerde muhafaza etmek en doğrusudur.
* Su İçme Zamanlaması
Su içmenin zamanlaması vücut sağlığı için önemlidir. Örneğin:
• Sabah kalkar kalkmaz içilen su metabolizmayı uyandırır.
• Yemeklerden 30 dakika önce bir bardak su, sindirime destek olur.
• Spor öncesinde su içmek performansı artırır, ancak çok miktarda değil.
• Gece yatmadan hemen önce fazla su içmek ise uykuyu bölebilir ve böbrekleri fazla çalıştırabilir.
* Bebeklerin Su Tüketimi
Bebeklerde ilk 6 ay anne sütü ya da mama dışında su vermek önerilmez. Çünkü bebeklerin böbrekleri henüz suyu işleyebilecek gelişime ulaşmamıştır. Su, ilerleyen aylarda ek gıdalara geçildiğinde küçük miktarlarda eklenebilir.
* Suyun Kilo Kontrolüne Etkisi
Su tüketimi kilo kontrolünde önemli bir rol oynar. Yemeklerden önce içilen bir bardak su, tokluk hissini artırabilir ve aşırı yemek yeme isteğini azaltabilir. Ayrıca, metabolizmayı hızlandırarak kalori yakımını destekleyebilir.
* “Su İçmek İnsanı Ne Zaman Hasta Eder?”
Su tüketiminde dengenin aşılması sağlığa zarar verebilir. Aşırı soğuk ya da çok hızlı içilen su mide kaslarını ve sindirim sistemini zorlayabilir. Ayrıca, çok fazla su hızlıca içildiğinde vücuttaki tuz dengesi bozulur ve halsizlik, mide bulantısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
* Aşırı Su Tüketiminin Zararları
Çok fazla su içmek, hiponatremi olarak bilinen bir duruma yol açabilir. Bu durum, kanınızdaki sodyum seviyesinin tehlikeli şekilde düşmesine neden olur ve baş ağrısı, mide bulantısı, bilinç bulanıklığı gibi semptomlar ortaya çıkar. Ayrıca, böbrekler aşırı çalışarak yorulabilir ve vücut su dengesini korumakta zorlanır.
Sağlıklı Su Tüketimi İçin Temel Öneriler
• Yavaş ve yudum yudum için: Su, sindirim sistemi ve böbrekler için daha faydalı hale gelir.
• Ilık su tercih edin: Çok soğuk su, mideyi üşütebilir ve sindirimi zorlaştırabilir.
• Yemek sırasında aşırı su içmeyin: Yemeklerle birlikte fazla su tüketmek, mide asitlerini seyreltip sindirimi zorlaştırabilir. Yemeklerden önce ya da yemek sonrası bir süre bekleyerek içmek daha uygundur.
• Gün boyu dengeli su tüketin: Vücudunuzun suya olan ihtiyacını düzenli aralıklarla karşılayın; tek seferde aşırı miktarda su içmekten kaçının.
Bu bilgiler, suyun sağlığa olan katkısını en iyi şekilde elde etmenize yardımcı olabilir ve dengeli su tüketimiyle sağlıklı bir yaşam tarzına destek sağlar.
İnsanların su tüketim alışkanlıklarını değiştirmeleri için neler önerirsiniz? Günlük yaşamda insanların su içme alışkanlıklarını geliştirmek için tavsiyeleriniz var mı?
Su tüketim alışkanlıklarını geliştirmek, sağlıklı yaşamın temel taşlarından biridir. Ancak birçok insan, su içmeyi unutarak ya da yeterince önemsemeyerek günlük ihtiyacını karşılamakta zorlanabilir. İşte su tüketimini artırmak için bazı öneriler:
1. Su İçmeyi Hatırlatan Uygulamalar Kullanın
• Akıllı telefonlar için geliştirilen su içme hatırlatma uygulamaları su içme alışkanlığı edinmede faydalı olabilir. Bu uygulamalar günlük hedeflerinizi takip etmenize ve hatırlatmalar yaparak alışkanlık kazanmanıza destek olur.
2. Yanınızda Su Şişesi Taşıyın
• Gün boyu yanınızda su şişesi bulundurmak su içmeyi hatırlatır. Örneğin, masa başında çalışıyorsanız sürekli görebileceğiniz bir yere cam su şişesi koyarak daha sık su içebilirsiniz.
3. Suyunuza Doğal Tatlar Ekleyin
• Suya taze meyve dilimleri (limon, portakal, çilek) veya nane gibi doğal aromalar eklemek, suyu lezzetlendirebilir ve su içme isteğini artırabilir.
4. Güne Bir Bardak Su ile Başlayın
• Sabah kalkar kalkmaz su içmek, metabolizmayı harekete geçirir ve günün geri kalanında su tüketimini hatırlatır. Bu alışkanlık vücudu uyandırmanın yanı sıra, su tüketimine güzel bir başlangıç sağlar.
5. Hedef Belirleyin ve Takip Edin
• Günlük su hedefinizi belirleyip buna ulaşmaya çalışmak motivasyonu artırabilir. Şişelerin üzerine saat belirterek belirli zaman aralıklarında su içmeye çalışabilir, böylece gün boyu dengeli bir şekilde su tüketebilirsiniz.
6. Suyu Diğer İçeceklerle Karıştırmayın
• Çay, kahve veya meşrubat gibi içecekler suyun yerini tutmaz ve bazıları idrar söktürücü etkisiyle su kaybına neden olabilir. Bu içeceklerin yerine daha fazla su tüketmeye odaklanmak önemlidir.
7. Su İçme Zamanları Belirleyin
• Öğünlerden önce bir bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin. Özellikle yemeklerden önce içilen su, sindirimi kolaylaştırabilir ve günlük su ihtiyacınıza katkı sağlar.
8. Cam veya Paslanmaz Çelik Şişeler Tercih Edin
• Çevre dostu ve sağlıklı şişelerle su tüketimi hem içme motivasyonunu artırır hem de sağlığınızı korumanıza yardımcı olur.
9. Aileniz ve Arkadaşlarınızla Beraber Su İçin
• Özellikle iş yerinde ya da sosyal ortamlarda su içmeyi teşvik etmek, çevrenizdekileri de olumlu etkileyebilir. Aynı hedefi paylaşmak, su tüketimini artırmak için destekleyici olabilir.
10. Su İçme İle İlgili Bilinçlenin
• Su içmenin sağlığa olan faydalarını öğrenmek, su tüketme motivasyonunuzu artırır. Vücudun susuz kalmasının sonuçları hakkında bilgi sahibi olmak, düzenli su içme alışkanlığı kazanmada itici bir güç olabilir.
Bu küçük adımlar, günlük yaşamda su tüketimini artırmaya yardımcı olabilir ve su içme alışkanlığını geliştirmeye yönelik önemli bir başlangıç sağlar.
Günümüzde su kaynaklarının kirlenmesi ve bilinçsiz tüketim konusunda neler söylemek istersiniz? Bununla mücadelede bireylere düşen görevler neler olabilir? Gelecek nesillere temiz su bırakabilmek için neler yapmalıyız?
Su kaynaklarının kirlenmesi ve bilinçsiz tüketimi, günümüzde önemli çevresel sorunlardan biridir. Su, yaşamın temel kaynağı olmasının yanı sıra, sağlığımız, tarım, sanayi ve ekosistemler için de kritik öneme sahiptir. Ancak, insan faaliyetleri, sanayileşme ve artan nüfus nedeniyle su kaynakları ciddi şekilde kirlenmekte ve tükenmektedir. Bu sorunlarla mücadelede bireylere ve topluma düşen önemli görevler bulunmaktadır:
Su Kaynaklarının Kirlenmesi ve Bilinçsiz Tüketim
1. Kirlenme Nedenleri:
• Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan kimyasal gübreler ve pestisitler.
• Sanayi atıkları ve evsel atıkların doğrudan su kaynaklarına boşaltılması.
• Yanlış atık yönetimi ve suyun geri dönüşümünün yetersiz olması.
• Plastik ve diğer katı atıkların su yollarına karışması.
2. Bilinçsiz Tüketim:
• Su tasarrufu bilincinin düşük olması.
• Gereksiz yere su tüketimi ve israf.
• Su kaynaklarının değerinin anlaşılmaması.
Bireylere Düşen Görevler
1. Su Tasarrufu Uygulamaları:
• Günlük yaşamda su tüketimini azaltmak için basit yöntemler uygulamak (örneğin, diş fırçalarken musluğu kapatmak, kısa duş almak).
• Su tasarruflu cihazlar kullanmak (süngerli musluklar, düşük akışlı duş başlıkları).
2. Bilinçli Tüketim:
• Su kaynaklarının korunması gerektiği bilincini geliştirmek ve çevresindeki insanlarla paylaşmak.
• Alışveriş yaparken su tüketimi yüksek olan ürünlerden kaçınmak (örneğin, suya dayalı ürünlerin aşırı tüketimi).
3. Su Arıtma ve Geri Dönüşüm:
• Kirli suyun arıtılması için filtre sistemleri kullanmak.
• Yağmur suyu toplama sistemleri kurarak alternatif su kaynakları oluşturmak.
Gelecek Nesillere Temiz Su Bırakmak İçin Yapılması Gerekenler
1. Eğitim ve Farkındalık:
• Su kaynaklarının korunması hakkında eğitim programları düzenlemek ve toplumsal farkındalığı artırmak.
• Okullarda çevre eğitimi dersleri ile çocuklara su tasarrufu ve korunması konusunda bilgi vermek.
2. Sürdürülebilir Uygulamalar:
• Tarımda su tasarrufu sağlayan yöntemler (damla sulama gibi) kullanmak.
• Sanayi tesislerinin atık su arıtım sistemlerini kurmalarını teşvik etmek.
3. Hukuksal ve Politikalı Adımlar:
• Su kaynaklarının korunması ile ilgili yasal düzenlemeleri desteklemek ve su hakları konusundaki mücadeleleri desteklemek.
• Yerel yönetimlerin su kaynaklarının yönetiminde etkin rol oynamasını sağlamak.
4. Geri Dönüşüm ve Yenilikçi Çözümler:
• Geri dönüşüm ve su arıtma teknolojilerini desteklemek.
• Yeni su teknolojileri geliştirilmesine katkıda bulunmak ve bu teknolojilerin yaygınlaşmasını sağlamak.
Su, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olup, onu korumak ve bilinçli tüketmek hepimizin sorumluluğudur. Gelecek nesillere temiz su bırakmak için bu konuda aktif olmak, bireysel ve toplumsal düzeyde önemli bir fark oluşturacaktır.
Beğenebilirsin
-
Bilim yolculuğumda gurur verici bir gelişme!
-
MERSİN’DE COP31 YOLUNDA GENÇLİK İKLİM ÇALIŞTAYI: GENÇLER BİLİMLE BULUŞTU
-
Sorgun MYO’da “Proje Eğitimi”ne Yoğun İlgi
-
TÜBİTAK 1001 Kapsamında Yozgat Bozok Üniversitesinden Kanser Araştırmalarına Önemli Proje Desteği
-
Darende’de Bir Gönül Durağı: Somuncu Baba
-
Avrupa’ya Gitmeden Önce: Malatya’da DiscoverEU Eğitimi
Haberler
Bilim yolculuğumda gurur verici bir gelişme!
Yayınlanma
2 hafta önceTarih
10 Ekim 2026Yazar
hamditemel
Haberler
MERSİN’DE COP31 YOLUNDA GENÇLİK İKLİM ÇALIŞTAYI: GENÇLER BİLİMLE BULUŞTU
Yayınlanma
2 hafta önceTarih
10 Ekim 2026Yazar
hamditemel
Mersin İl Millî Eğitim Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen “COP31 Yolunda Ulusal Gençlik İklim Çalıştayı”, gençleri bilim insanları ve eğitim yöneticileriyle buluşturdu. İl Millî Eğitim Müdürü Muhammed Özdemirci’nin açılış konuşmasının ardından Prof. Dr. Hamdi Temel, plastiklerin ve mikroplastiklerin çevre, iklim ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini ele alan bir sunum gerçekleştirdi.
COP31 hazırlıkları kapsamında yürütülen proje çerçevesinde, Suphi Öner Öğretmenevinde gerçekleştirilen çalıştayın ana teması “Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi” oldu. Programda Prof. Dr. Hamdi Temel, Doç. Dr. Hüdaverdi Arslan ve Dr. Ergin Özkök öğrencilerle bir araya gelerek sürdürülebilirlik, kaynakların verimli kullanılması ve atık yönetimi konularını değerlendirdi.
Özdemirci’den gençlere ilham veren açılış konuşması
Mersin İl Millî Eğitim Müdürü Muhammed Özdemirci, etkileyici açılış konuşmasında gençlerin fikirlerini dinlemenin ve sürdürülebilir bir gelecek için ortak akıl oluşturmanın önemini vurguladı. Doğal kaynakların sınırsız olmadığını hatırlatan Özdemirci; daha az tüketme, dönüştürme ve tasarruf etme kültürünün yaygınlaştırılması gerektiğini belirtti. Gençlerin çevreye sahip çıkan bir geleceğin kurulmasındaki rolünü öne çıkaran konuşması, çalıştayın amacını güçlü biçimde ortaya koydu.
Prof. Dr. Hamdi Temel, plastiklerin çevre ve sağlık etkilerini anlattı
Özdemirci’nin konuşmasının ardından Yozgat Bozok Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hamdi Temel, plastiklerin üretiminden atık aşamasına kadar çevre ve küresel iklim üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Mikroplastiklerin insan sağlığı açısından önemini bilimsel bulgular çerçevesinde ele alan Temel, maruziyet yollarını ve olası biyolojik etkileri anlattı.
Sunumunda günlük yaşamdan örneklere yer veren Temel; gereksiz tek kullanımlık plastik tüketiminin azaltılması, sıcak gıda ve içeceklerde uygun malzemelerin tercih edilmesi ve ambalajların kullanım talimatlarına uygun kullanılması konusunda öneriler paylaştı.
Dicle Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde yürüttükleri su analizlerine de değinen Temel, ambalajların saklama koşullarının önemini vurguladı. Çevre ve sağlık sorunlarının değerlendirilmesinde toksikoloji, klinik bilimler, farmakoloji ve çevre bilimlerinin birlikte çalışması gerektiğini belirtti.
Temel, sunumunun sonunda destekleri için Mersin İl Millî Eğitim Müdürü Muhammed Özdemirci’ye; organizasyondaki emekleri için Ortaöğretim Şube Müdürü Bayram Duman ve Ortaöğretim Proje Koordinatörü Nurdan Özel’e, katkı sunan akademisyenlere, öğretmenlere ve öğrencilere teşekkür etti.
Öğrencilerin projeleri tek tek incelendi
Açılış konuşmaları ve sunumun ardından Muhammed Özdemirci ve Prof. Dr. Hamdi Temel, çalıştaya seçilerek katılan öğrencilerin projelerini tek tek inceledi. Öğrencilerin çalışmalarını kendi anlatımlarıyla dinleyen Özdemirci ve Temel, gençlerle projeleri üzerine görüş alışverişinde bulundu.
Proje incelemelerinin ardından öğrencilerle hatıra fotoğrafları çektirildi. Gençlerin emeklerini ve çözüm önerilerini görünür kılan bu buluşma, bilimsel çalışmalarını sürdürmeleri ve çevre sorunlarına yönelik yeni projeler geliştirmeleri açısından değerli bir teşvik oluşturdu.
Tematik atölyelerin sonuçları Millî Eğitim Bakanlığına iletildi
Öğleden sonra gerçekleştirilen tematik atölyelerde öğrenciler, mentör öğretmenlerin rehberliğinde karma gruplar hâlinde çalışarak döngüsel ekonomi ve atık yönetimi alanlarında çevre sorunlarına yönelik çözüm önerileri geliştirdi. Farklı bakış açılarını bir araya getiren grup çalışmalarında ortaya çıkan değerlendirmeler ve öneriler, çalıştayın sonuç raporunda toplandı. Hazırlanan rapor, COP31 hazırlık çalışmalarına katkı sunmak amacıyla Millî Eğitim Bakanlığına gönderildi.
Haberler
Sorgun MYO’da “Proje Eğitimi”ne Yoğun İlgi
Yayınlanma
3 hafta önceTarih
2 Ekim 2026Yazar
hamditemel
Yozgat Bozok Üniversitesi Sorgun Meslek Yüksekokulu’nda, akademik personel ve öğrencilerin katılımıyla “Meslek Yüksekokulları İçin Proje Eğitimi” programı gerçekleştirildi. Eğitimi, Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Temel verdi.
Sorgun Meslek Yüksekokulu Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa yüksekokul öğretim elemanları ile öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Katılımcıların aktif olarak yer aldığı eğitim, soru-cevaplarla interaktif bir şekilde gerçekleştirildi.
Proje fikrinden başvuru sürecine
Prof. Dr. Hamdi Temel, sunumunda bir araştırma fikrinin projeye dönüştürülmesinden başlayarak proje planlama, başvuru ve yürütme süreçleri hakkında bilgi verdi. Özellikle Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) biriminin yapısı, proje destek olanakları, proje türleri ve BAP sistemine proje başvurusunun nasıl yapılabileceği üzerinde duruldu.
Eğitimde ayrıca TÜBİTAK ve farklı ulusal ve uluslararası proje olanaklarına değinilerek, öğrencilerin ve akademisyenlerin proje kültürünün içerisinde daha aktif yer almalarının önemi vurgulandı.
Prof. Dr. Temel, kendi akademik yaşamından ve yürütücüsü ya da araştırmacısı olarak görev aldığı projelerden örnekler vererek proje hazırlama sürecinde edinilen deneyimleri katılımcılarla paylaştı. Sunumda TÜBİTAK, BAP ve Erasmus+ projelerinin yanı sıra araştırma altyapısının geliştirilmesine yönelik büyük ölçekli projelerden de örnekler aktarıldı. Prof. Dr. Temel’in proje deneyimleri arasında Dicle Üniversitesi Merkezi Araştırma Laboratuvarı projesi ile çok sayıda TÜBİTAK ve BAP projesi de bulunuyor.
Temel, özellikle gençlere “Bir proje iyi bir fikirle başlar; ancak doğru planlama, doğru ekip ve sürdürülebilir bir çalışma anlayışıyla başarıya ulaşır” mesajını vererek, öğrencilerin eğitim hayatları sırasında proje hazırlama deneyimi kazanmalarının mesleki ve akademik gelişimleri açısından önemli olduğunu ifade etti.
Sunumda Prof. Dr. Temel’in Yozgat Bozok Üniversitesinde yürüttüğü güncel araştırma projelerinden de örnekler paylaşıldı. Lavanta uçucu yağı ve bor içeren nanoyapıların geliştirilmesi, kannabidiol ile modifiye edilmiş bor ve selenyum nanopartikülleri üzerine yürütülen çalışmalar bunlar arasında yer aldı.
Öğrencilerden sorular, uygulamadan örnekler
Eğitimin önemli bölümlerinden birini soru-cevap oturumu oluşturdu. Öğrencilerin ve öğretim elemanlarının proje fikrinin geliştirilmesi, proje ekibinin oluşturulması, başvuru süreçleri ve destek mekanizmalarına ilişkin soruları uygulamadan örneklerle değerlendirildi.
Prof. Dr. Temel, meslek yüksekokullarının yalnızca mesleki eğitim veren kurumlar olarak değil, öğrencilerin fikir ürettiği, proje geliştirdiği ve bu fikirleri toplumsal ve ekonomik değere dönüştürebildiği önemli yükseköğretim birimleri olarak görülmesi gerektiğini belirtti.
Müdür Prof. Dr. Yusuf Sert’ten teşekkür belgesi
Programın sonunda Sorgun Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Yusuf Sert, eğitime katkılarından dolayı Prof. Dr. Hamdi Temel’i tebrik ederek kendisine Teşekkür Belgesi takdim etti.
Prof. Dr. Temel de başta Prof. Dr. Yusuf Sert olmak üzere programın hazırlanmasında emeği geçen Sorgun Meslek Yüksekokulu yönetimine ve öğretim elemanlarına teşekkür ederek, programa yoğun ilgi gösteren öğrencilere başarı dileklerini iletti.
Bilim yolculuğumda gurur verici bir gelişme!
MERSİN’DE COP31 YOLUNDA GENÇLİK İKLİM ÇALIŞTAYI: GENÇLER BİLİMLE BULUŞTU
Sorgun MYO’da “Proje Eğitimi”ne Yoğun İlgi
TÜBİTAK 1001 Kapsamında Yozgat Bozok Üniversitesinden Kanser Araştırmalarına Önemli Proje Desteği
Darende’de Bir Gönül Durağı: Somuncu Baba
Avrupa’ya Gitmeden Önce: Malatya’da DiscoverEU Eğitimi
🎙️ TRT GAP Radyo’da Kırtasiye Ürünlerini Konuşacağız
Prof. Dr. Hamdi Temel Öğretim Üyemizden Çevre Odaklı Erasmus+ Proje Başarısı
Antibiyotik Direnciyle Savaşta Yeni Cephe: Çevremiz
Bilime Adanmış Bir Hayat; Yozgatlı Prof. Dr. Hamdi Temel
Esma Ocak ve Kazlar Üzerine…
Bu sıralar yazmak istemiyorum ustam!
İçim İçime Sığmıyor
Limon Tuzu: Masum Bir Ekşilik mi, Bilinmesi Gereken Bir Kimya mı?
İnsanlığımızı Geri Getirdin Bize Koronavirüs!
Su gibi aziz ol!
Sosyal medya kullanıcılığı sosyalliğimizi etkiliyor
Plastik kaplamalar ve atıklar ruh halimi de bozuyor!
Yeryüzünde hiçbir plastik atık kalmamalı!
Dicle Üniversitesinde bordan yarı sentetikli el yumuşatıcı krem üretildi
Trendler
-
Haberler2 ay önce“Sağlık Bilimleri Açısından Salep” Kitabımız Yayımlandı: Gelenekten Bilime Uzanan 20 Bölümlük Bir Bilimsel Eser
-
Köşe Yazıları3 ay önceAkdağmadeni Salebi: Gelenekten Bilime Uzanan Bir Yolculuk
-
Köşe Yazıları2 ay önceAntibiyotik Direnciyle Savaşta Yeni Cephe: Çevremiz
-
Köşe Yazıları1 ay önceAvrupa’ya Gitmeden Önce: Malatya’da DiscoverEU Eğitimi
-
Köşe Yazıları2 ay önceİBN-İ SÎNÂ’DAN BUGÜNÜN BİLİMİNE: DEĞİŞEN ARAÇLAR, DEĞİŞMEYEN AMAÇ
-
Köşe Yazıları3 hafta önceDarende’de Bir Gönül Durağı: Somuncu Baba
-
Haberler1 ay önce🎙️ TRT GAP Radyo’da Kırtasiye Ürünlerini Konuşacağız
-
Haberler2 hafta önceMERSİN’DE COP31 YOLUNDA GENÇLİK İKLİM ÇALIŞTAYI: GENÇLER BİLİMLE BULUŞTU
