Bizimle iletişime geçin

Haberler

Prof. Dr. Hamdi Temel, şekerli besinlere dikkat çekti

Yayınlanma

Tarih

Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel, işlenmiş şekerler konusunda uyarılarda bulundu. Fruktozlu içeceklerin zayıflatıcı etkilerine dikkat çekti.

Haber: Seyfi ÇELİKKAYA

(YOZGAT) – Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel, şekerli yiyecek ve içecekler konusunda vatandaşları uyardı. Özellikle rafineri edilmiş ve işlenmiş şekerlerin sofraya gelene kadar çok farklı kimyasalar süreçlerden geçtiğini, besin değerinin kalmadığını belirterek, “Fruktozlu içecekleri artık tavsiye etmiyoruz. Obez olacaksınız, şeker hastalığını yakalayacaksınız” dedi.

Sofralarımızdaki beyaz toz şekerin, şeker kamışı veya pancarından elde edildiğini hatırlatan Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel, ancak üretim sürecinde, kireç ve karbondioksit gibi kimyasallarla arıtılıp, renk ve koku veren doğal bileşenlerinin uzaklaştırılarak, sonunda yalnızca yüzde 99,9 saf sakkarozun (glukoz + fruktoz birleşimi) kaldığını aktardı. Temel, böylece doğadaki lif, vitamin ve minerallerin tamamen yok olduğunu, bu nedenle toz şekeri ‘boş kalori’ olarak tanımladığını, enerji vermesine karşılık besin değerinin bulunmadığını vurguladı.

“Diyabetli hastalarımızda müthiş bir artış olduğunu görüyoruz”

Doğru, dengeli ve doğal beslenme alışkanlıklarından vazgeçildiğini, alışverişlerde bol şerbetli, şekerli yiyecek ve içeceklere yönelindiğini anlatan Prof. Dr. Hamdi Temel, açıklamasında şu bilgileri paylaştı:

“Son yıllarda bakıyoruz alışverişlere falan gittiğimiz zaman, marketlere girdiğimiz zaman, caddelerde gezdiğimiz zaman inanılmaz derecede bol şerbetli, bol tatlılı, şekerli yiyecekler ve içecekler görüyoruz. Bunlar insanların çok hoşuna gidiyor ama özellikle rafineri edilmiş, işlenmiş şekerlerin ya da mısır şurubundan yapılmış fruktozun, işlenmiş glikozun önümüze gelene kadar çok farklı bir şekilde işleniyor, bazı kimyasal etkileşimler vesaire geçirilerek bizim karşımıza çıkıyor. Çoğu ülkeler de aynı şekilde ama biz Türkiye olarak da çok severiz şekerli, şerbetli yiyeceklerimizi, içeceklerimizi. Ne yazık ki son yıllarda bakıyoruz ki, özellikle diyabetli hastalarımızda müthiş bir artış olduğunu görüyoruz. Obezitenin çok büyük oranda insanlarda arttığını görüyoruz. İnsanlar bakıyorsunuz işte zayıflama moduna falan girmişler ama bu şunu gösteriyor; bir dengesiz beslenmenin olduğunu gösteriyor.

Dengesiz beslenme dediğimiz nedir? Eğer siz hala çayınızı 2-3 tane şeker atarak tatlandırmaya çalışıyorsanız bu ileride sizin obez olmanıza, karaciğerinizin yağlanmasına, trigliseridin artmasına, diyabet olmanıza, diyabet insanı ister istemez bir tansiyonlara doğru sizi ne yapacak götürecek. Biz işlenmiş gıdalardan, şekerlerden, meyve suları olur, gazlı içecekler olur. Gofret gibi, bisküvi gibi bunlara tatlandırıcı olarak baktığınız zaman, normal bir şeker pancarından direkt elde ettiğimiz şekerle karşılaştırıldığı zaman o fruktoz şuruplarının en az iki kat, üç kat daha tatlı olduğunu görüyorsunuz. Normalde siz şeker aldığınız zaman hemen bir enerji kazanıp koşmanız lazım, hareket etmeniz lazım. Ama siz oturduğunuz yerden bir fruktozlu meyve suyu, gofretinizi, bisküvinizi, gazlı içeceğinizi içtiğiniz zaman hareket edemiyorsanız bu şundan kaynaklanıyor; özellikle fruktozlu şuruplar, işlenmiş gıdalar bunların sizin vücudunuza vermiş olduğu enerji sıfır, bir de doymuyorsunuz, habire de yiyorsunuz doyurma özelliği olmadığından dolayı.”

“Diyabet olmanıza, şeker hastası olmanıza etki ediyor”

“Bu yiyecekler, içecekler sizi neye götürüyor, obez olmanıza götürüyor. Neye götürüyor, insülin direncine etki ediyor” diyen Temel, “Diyabet olmanıza, şeker hastası olmanıza etki ediyor. Bu noktadan biraz dikkat etmemiz lazım. Aslında bizim bu işleri imalat eden kişilerimiz de eğer siz hala baklavalarımızda bunları hala fruktoz şuruplu yapıyorsanız, çok da yiyoruz biz. Türk insanı olarak çok seviyoruz biz bu tip şeyleri, tatlı şeyleri. Çok yedik ama doyma oranı da yok. Bu direkt karaciğerde birikiyor. Fruktoz orada birikir karaciğer yağlanması yapar. Bu bizi büyük bir oranda hastalıklara, değişik hastalık problemlerine götürecektir. Şimdi hocam bizim hayatımızı alt üst diyorsunuz falan. Hayır. Şimdi öncelikle bakın, az yemeği öğrenmemiz lazım bizim. Az yiyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Kahvaltıda çok güzel pekmez gider, seviyoruz ama lütfen bunu çayla beraber hiç yemeyelim”

Pekmez ile çayın aynı anda tüketilmesinin sağlıklı olmadığını bildiren Temel, böyle bir tüketimin vücutta demir eksikliğine neden olacağını söyledi. Temel, açıklamasını şu uyarılarda bulunarak tamamladı:

“Halen çaylara şeker atanlara o kadar çok kızıyorum ki. Artık ispatlanmış, bilimsel verilerde, makalelerde bunlarla ilgili çok güzel çalışmalar var. Artık bunlardan bizim vazgeçmemiz lazım. Yanınıza bir hurma alırsınız, yersiniz. Bir tatlandırıcıdır bu, bunu yersiniz ya da üzüm kuru üzümle çay içebilirsiniz. İç Anadolu Bölgesi’nde pekmezlerimiz çok meşhur. Burada da şunu söylemek zorundayım; tamam kahvaltıda çok güzel pekmez gider, seviyoruz ama lütfen bunu çayla beraber hiç yemeyelim. Çünkü, pekmez kansızlık gidericidir. Eğer siz çayla beraber yerseniz o çaydaki kimyasal bir madde var. O pekmezdeki demirle etkileşime girerek sizi demir eksikliğine götürür. Birazcık daha ne yapmamız lazım? Şuurlu hareket etmemiz lazım.

Ev baklavaları dedik biz seviyoruz. Tamam ev baklavalarınızı yapın ama şimdi glikozu şerbetle yapıyorsanız, şeker koyacaksanız biraz limon katmak lazım. Neden firmalar fruktoz tercih ediyorlar. İki neden tercih ediyorlar. Bir ekonomik, daha ucuz çünkü. İkincisi de fruktozun kristallenmesi çok geç. Bu ne demektir? Şimdi sen eğer glikozu, sakkaroz dediğimiz işlemi yaptığınız zaman hemen kristallenir ama fruktozlu şurup kaptığınız zaman bunda bir kristallenme olmaz. Fruktozlu şurupları, fruktozlu içecekleri artık tavsiye etmiyoruz. Hayatımızda mümkün olduğu kadar kaldırmak zorundayız. Karaciğer bir dile gelse herhalde çok büyük şeyler söyler. Karaciğer yağlanması demek vücudunuzun organizması tamamen belli bir deformasyona doğru gidecektir. Obez olacaksınızdır. Şeker hastalığını yakalayacaksınız. Trigliserid oranınız fazla olacaktır. Onun için sağlıklı bir hayat, doğal bir hayat bizim için her zaman çok önemlidir.”

Haberler

Prof. Dr. Hamdi Temel Öğretim Üyemizden Çevre Odaklı Erasmus+ Proje Başarısı

Yayınlanma

Tarih

Yazar

Üniversitemiz Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel’in yürütücülüğünü üstlendiği “From Yozgat to Europe, we’re on the road for the environment!” başlıklı proje, Erasmus+ DiscoverEU Dahil Etme Faaliyeti (KA155-YOU) kapsamında 23.676 avro hibe desteği almaya hak kazandı.

Proje ile uluslararası hareketlilik imkânlarına erişimi sınırlı gençlerin Avrupa’yı keşfetmeleri, farklı kültürleri tanımaları ve özellikle çevre, sürdürülebilir ulaşım ve sürdürülebilir yaşam uygulamalarını yerinde gözlemlemeleri hedefleniyor. Proje kapsamında gençler, Avrupa’daki iyi çevre uygulamalarını inceleyerek deneyimlerini ve elde ettikleri kazanımları Yozgat’a taşıyacak.

Rektörümüz Prof. Dr. Evren Yaşar, Erasmus+ Programı kapsamında projesi desteklenmeye hak kazanan Prof. Dr. Hamdi Temel’i tebrik ederek başarılarının devamını diledi.

Okumaya devam et

Haberler

Bilime Adanmış Bir Hayat; Yozgatlı Prof. Dr. Hamdi Temel

Yayınlanma

Tarih

Yazar

Muhabir: Sevgi Ay

Yozgat Hakimiyet Gazetesi

Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel, mikroplastiklerden su kıtlığına, kenevirden salebe uzanan akademik çalışmalarını ve Yozgat’a kazandırdıklarını anlattı.

Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi dahili Tıp Bilimleri Bölümü öğretim üyesi ve Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Temel, hem akademik kariyerini hem de Yozgat’a kazandırdığı çalışmaları anlattı. Sorgunlu olan Prof. Dr. Temel farmakoloji-toksikoloji ve kimya alanlarında iki doktoraya sahip bir bilim insanı olarak çevre kirliliğiyle mücadelede öncü çalışmalara imza atıyor.

Uzun yıllar Dicle Üniversitesi’nde görev yapan ve Eczacılık Fakültesi’nin kurucu dekanlığını üstlenen Temel, memleketi Yozgat’a dönerek Bozok Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdürüyor.

“İki Doktoraya Sahip Bir Hocayım”

Akademik yolculuğunu değerlendiren Prof. Dr. Hamdi Temel, “Hem farmakoloji ve toksikoloji alanında hem de kimya alanında iki doktoraya sahip olan bir hocayım. Uzun yıllar Dicle Üniversitesi’nde görev yaptım, 30 yıl kadar. Orada Eczacılık Fakültesi’ni kurduk, kurucu dekanlığını yaptık” dedi.

Prof. Dr. Temel Dicle Üniversitesi Bilim ve Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin de kurucu müdürlüğünü yaptığını belirterek, uluslararası akademik camiada tanınırlığının temelini bu merkezdeki çalışmaların oluşturduğunu ifade etti.

Bilimsel üretkenliğiyle dikkat çeken Prof. Dr. Temel Web of Science verilerine göre H faktörünün 34 olduğunu açıkladı. 150’nin üzerinde uluslararası, toplamda 200’ü aşkın yayına imza atan akademisyen, uluslararası atıf sayısının 3 bini geçtiğini söyledi.

50’yi aşkın ulusal ve uluslararası projede yer alan Prof. Dr. Temel bu projelerin çoğunda yürütücülük görevi üstlendi. Bozok Üniversitesi’ne geldikten sonra 5 yılını tamamlayan Prof. Dr. Temel farmakoloji yüksek lisans programını açtıklarını ve bu programın üniversitenin en popüler anabilim dallarından biri haline geldiğini vurguladı.

Çalışma alanlarının başında mikroplastikler ve plastik kirliliği geliyor. Prof. Dr. Temel Türkiye’ye ilk kez getirdikleri hassas bir cihazla yaptıkları araştırmada, 0,5 litrelik pet şişelerde 5 kimyasal madde tespit ettiklerini açıkladı.

“O çok hassas bir cihazdı. Normal aletlerle göremeyeceğiniz eser maddeleri o aletlerle çok rahat bulabilirsiniz. Biz yaptığımız çalışmalarda 0,5 litrelik pet şişelerde ne yazık ki 5 tane kimyasal madde bulduk ve o çalışmamızı uluslararası bir yayınevinde yayınlattık. Özellikle Amerika’da gerçekten çok ses getiren bir çalışmamız olmuştu.”

Bu alandaki çalışmaların devam ettiğini belirten Prof. Dr. Temel Springer’da uluslararası bir yayınevinde editörlüğünü yaptığı mikroplastik kitabının yakında çıkacağını duyurdu.

Yaptığı çalışmaları kitaplarla topluma aktaran Prof. Dr. Temel “Naylon Aşkı Öldürür” kitabıyla plastik kirliliğine dikkat çekti. Bu kitapla ilgili TÜBİTAK Bilim Söyleşileri kapsamında Türkiye’nin dört bir yanında konferanslar verdiğini anlattı.

Devam niteliğindeki “Suyun Sesini Duydum” kitabıyla su kıtlığı ve su kirliliğine odaklanan Prof. Dr. Temel “Geçen sene Yozgat olarak bile yaşadıklarımız ortada. Çok şükür bu sene çok yağmur yağdı da su kıtlığı çok görünmüyor ama ileride ne olacağını bilemeyiz” diye konuştu.

Anaokulundan Üniversiteye Yüzlerce Konferans

Çevre bilincini yaygınlaştırmak için anaokulu öğrencilerinden halk eğitim merkezlerine kadar geniş bir kitleye ulaşan Prof. Dr. Temel yüzlerce konferans verdiğini söyledi. Konferansların ardından aldığı olumlu dönüşlerin önemine değinen akademisyen, “İnsanlar ‘hocam biz bu şekilde düşünmemiştik’ diyebiliyorlar. Bu da demektir ki üniversite hocalarının halkla bütünleşmesi, bilgilerini aktarması lazım” ifadelerini kullandı.

Yozgat’a geldikten sonra sağlık bilimleri açısından Kenevir kitabını çıkaran Prof. Dr. Temel, Bozok Üniversitesi Kenevir Araştırma Merkezi’ndeki çalışmalara dikkat çekti. Bir TÜBİTAK projesinin de değerlendirme aşamasında olduğunu belirterek, “Bize bazı eleştiriler vardı, o eleştirileri yapıp gönderdik. Yakında onun da haberini paylaşırız” dedi.

Çekerek’teki lavanta adasıyla ilgili geçen yıl sağlık açısından lavanta sempozyumu düzenlediklerini hatırlatan Prof. Dr. Temel bu alanda kitap çıkardıklarını ve bir yüksek lisans tezinin tamamlandığını aktardı. Sağlık Bilimleri Açısından Sarı Kantaron kitabının da çıktığını belirten akademisyen, tüm bu çalışmalarda sağlık boyutunu öne çıkardıklarını vurguladı.

Akdağmadeni’nde Salep Sempozyumu

Geçen hafta Akdağmadeni Belediyesi ile birlikte sağlık bilimleri açısından Salep Sempozyumu düzenlediklerini anlatan Prof. Dr. Temel, alanında uzman bilim insanlarının katıldığı etkinlikte salebin akademik ve sağlık yönünün ele alındığını söyledi.

Prof. Dr. Temel “Salebin akademik yönden, sağlık yönünden nasıl geliştirebiliriz, nasıl akademik çalışma yapabiliriz, bunu dünyaya nasıl tanıtabiliriz? Bunlarla ilgili fikir alışverişleri yaptık. Gerçekten inanılmaz derecede zevkli geçti. Akdağmadeni’nin ev sahipliğinden dolayı çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

Akademik çalışmalarının yanı sıra sosyal içerikli kitaplar da yazan Prof. Dr. Temel, çocukluk hatıralarından Sorgun, Diyarbakır ve Yozgat’a dair düşüncelerine kadar geniş bir yelpazede “Kalemimin Rengi” adlı kitabını kaleme aldı. Lambert serisinde çıkan İngilizce bir kitabının da uluslararası camiada tanındığını belirtti.

Uluslararası iş birliklerine de değinen Prof. Dr. Temel, Kazakistan’da 7 doktorant yetiştirdiğini sözlerine ekledi. Prof. Dr. Temel’in çevre kirliliği ve sağlık alanındaki yeni çalışmalarına ilişkin gelişmeler önümüzdeki dönemde paylaşılacak.

Muhabir: Sevgi Ay

Okumaya devam et

Haberler

“Sağlık Bilimleri Açısından Salep” Kitabımız Yayımlandı: Gelenekten Bilime Uzanan 20 Bölümlük Bir Bilimsel Eser

Yayınlanma

Tarih

Yazar

Salep, Anadolu’nun yüzyıllardır kültürümüzde yer alan önemli değerlerinden biri. Ancak salebi yalnızca geleneksel bir içecek olarak görmek, sahip olduğu bilimsel potansiyeli yeterince değerlendirememek anlamına geliyor.

İşte bu düşünceden hareketle, editörlüğünü üstlendiğim “Sağlık Bilimleri Açısından Salep” adlı kitabımızı bilim dünyasına kazandırmanın mutluluğunu yaşıyorum.

2026 yılında Türkiye Klinikleri tarafından Ankara’da yayımlanan eserimiz, 200 sayfa ve 20 bilimsel bölümden oluşuyor.

Salep sağlık bilimleri perspektifinden ele alındı

Kitabımızın temel özelliği, salebi tek bir disiplinin sınırları içerisinde değil, farklı sağlık bilimleri alanlarını bir araya getiren multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirmesidir.

Eserde; Türkiye florasında ve özellikle Yozgat yöresinde bulunan orkide türlerinden başlayarak salebin kimyasal ve biyokimyasal bileşimi, farmakokinetik özellikleri, geleneksel kullanımı, fitoterapötik potansiyeli ve insan sağlığı üzerindeki olası etkileri ele alınıyor.

Kitabımızda ayrıca salebin antimikrobiyal, antioksidan ve antienflamatuvar özellikleri; enfeksiyon hastalıkları ve COVID-19 ile ilişkisi; nörolojik hastalıklar; karaciğer ve böbrek üzerine etkileri; toksikolojisi; mikotoksinler; halk sağlığı; kozmetik ve gıda endüstrisindeki kullanımları bilimsel açıdan değerlendiriliyor.

Bunun yanında salep kökenli biyomalzemelerin oral mukoza ve dental dokulardaki potansiyeli ile Akdağmadeni salebinin metabolik sendrom açısından değerlendirilmesi de kitapta yer alan önemli konular arasında.

Dolayısıyla kitabımız yalnızca “salebin faydaları” üzerine hazırlanmış bir eser değil; botanik, kimya, biyokimya, farmakoloji, toksikoloji, mikrobiyoloji, fitoterapi, tıp, diş hekimliği, halk sağlığı, gıda ve biyomalzeme gibi farklı alanları aynı bilimsel çatı altında buluşturan kapsamlı bir çalışmadır.

Farklı üniversitelerden bilim insanları aynı eserde buluştu

Kitabımızın bir diğer önemli özelliği, farklı üniversite ve akademik kurumlardan bilim insanlarının katkılarıyla hazırlanmış olmasıdır.

Başta Yozgat Bozok Üniversitesi olmak üzere Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve İstanbul Medipol Üniversitesi ve farklı akademik kurumlardan araştırmacılar esere katkı sundular. Bu çeşitlilik, kitabımızın gerçek anlamda disiplinler arası bir bilimsel çalışma olmasını sağladı.

Uluslararası yayın altyapısı

Eserimizin Türkiye Klinikleri tarafından yayımlanmış olması da bizim için ayrıca önem taşıyor. Sağlık bilimleri alanında uzun yıllardır yayıncılık yapan Türkiye Klinikleri, tıp, eczacılık, diş hekimliği, hemşirelik, veterinerlik ve diğer sağlık bilimleri alanlarında ulusal ve uluslararası yayınlar gerçekleştiren bir yayınevidir. Yayınevinin Web of Science Book Citation Index (BKCI) kapsamındaki uluslararası yayıncılık altyapısı, kitabımızın akademik görünürlüğü açısından da önemli bir avantaj oluşturmaktadır.

Bu nedenle eserimizin yalnızca ulusal literatüre değil, uluslararası akademik çevrelere ulaşabilecek bir yayın altyapısıyla hazırlanmış olması bizim için gurur vericidir.

Akdağmadeni Salebi bilimsel literatürde

Kitabımızın bizim için özel anlam taşıyan bölümlerinden biri de “Salep, Akdağmadeni Salebi ve Metabolik Sendrom” başlıklı bölüm.

Akdağmadeni’nin sahip olduğu salep potansiyelini bilimsel açıdan ele alarak, yerel bir değeri akademik literatüre taşımayı amaçladık. Böylece kitap, Türkiye’deki salep araştırmalarının yanı sıra Yozgat ve Akdağmadeni’nin sahip olduğu bu önemli değeri de bilimsel bir çerçevede kayıt altına alıyor.

Kitap bir son değil, yeni araştırmaların başlangıcı

Ben bu kitabın en önemli çıktısının yalnızca 200 sayfalık bir bilimsel eser ortaya koymak olmadığını düşünüyorum.

Asıl hedefimiz, kitabımızın yeni araştırmalara, yüksek lisans ve doktora tezlerine, projelere ve bilimsel iş birliklerine zemin hazırlaması.

Geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz “Sağlık Bilimleri Açısından Lavanta Sempozyumu” sonrasında lavanta üzerine bir yüksek lisans tezini tamamladık. Şimdi ise salep sempozyumu ve kitabımızın oluşturduğu bilimsel birikimle birlikte salep üzerine yeni bir yüksek lisans tez sürecine başlamış bulunuyoruz. Çünkü bilimsel bir kitabın gerçek başarısı, yalnızca raflarda yer alması değil; yeni araştırmaların başlamasına vesile olmasıdır.

Özel Teşekkür

Bu vesileyle, “Sağlık Bilimleri Açısından Salep” kitabımızın hazırlanması ve yayımlanmasına sağladığı değerli sponsorluk desteği için Akdağmadeni Belediye Başkanımız Sayın Uzm. Dr. Nezih Yalçın’a özellikle teşekkür etmek istiyorum. Sayın Yalçın’ın katkısı bununla da sınırlı kalmamış, aynı zamanda kitabımızda bölüm yazarı olarak bilimsel katkı sunarak bu ortak çalışmanın bir parçası olmuştur. Bir belediye başkanının kendi yöresinin önemli bir doğal ve kültürel değeri olan salebin bilimsel olarak araştırılmasına ve literatüre kazandırılmasına doğrudan katkı sunması son derece kıymetlidir. Hem kitabımıza sağladığı sponsorluk desteği hem de bölüm yazarı olarak verdiği bilimsel katkı için Sayın Uzm. Dr. Nezih Yalçın’a gönülden teşekkür ediyor; bu duyarlılığın örnek bir üniversite-yerel yönetim iş birliği olduğuna inanıyorum.

Bu eserin ortaya çıkmasına katkı sağlayan tüm bölüm yazarlarımıza, bilim ve düzenleme kurullarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor; kitabımızın yeni araştırmalara, yeni tezlere ve yeni bilimsel iş birliklerine ilham vermesini diliyorum.

Akdağmadeni’nden başlayan bu bilimsel yolculuğun, salebin ve Anadolu’nun diğer tıbbi ve aromatik bitkilerinin bilim dünyasındaki yerini güçlendirerek devam etmesi dileğiyle…

Prof. Dr. Hamdi TEMEL

Editör – Sağlık Bilimleri Açısından Salep

Yozgat Bozok Üniversitesi Tıp Fakültesi

Okumaya devam et

Trendler

Prof. Dr. Hamdi Temel © 2020 Tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki yazıların izinsiz ve kaynak gösterilmeden paylaşılması yasaktır.

Toplam Ziyaretçi Sayısı

maksibet giriş maksibet film hd izle film izle film hd izle şutbet giriş şutbet oslobet giriş oslobet betmoris giriş betmoris elexusbet giriş favorislot elexusbet giriş